81. Yılında Montrö Sözleşmesi, Türk Boğazları ve Karadeniz

81. Yılında Montrö Sözleşmesi, Türk Boğazları ve Karadeniz

Afro-Avrasya coğrafyasının kalp kapakçıkları olarak tanımlanan Türk Boğazları’ndan geçiş, tarih boyunca antlaşmalarla düzenlendiğinden ahdi bir düzene tabidir. Bu antlaşmalarda, özellikle Osmanlı İmparatorluğu ve devamında Türkiye Cumhuriyeti’nin son 250 yılında Türk Boğazları Stratejik bir mevki ve politik bir araç olarak ön plana çıkmıştır.Bu antlaşmalar sırasıyla; 1774 tarihli Küçük Kaynarca Antlaşması , 1809 tarihli Kale-i Sultaniye (Çanakkale) Antlaşması, 1829 tarihli Edirne Antlaşması , 1841 tarihli Londra Boğazlar Antlaşması, 1856 tarihli Paris Antlaşması, 1871 tarihli Londra Antlaşması , 1923 tarihli Lozan Antlaşması, 1936 tarihli Montrö Boğazlar Sözleşmesi’dir. Montrö Boğazlar Sözleşmesi önceki antlaşmalar ile kıyaslandığında bir taraftan Türkiye’nin boğazlara yönelik egemenlik haklarını artırırken diğer taraftan 1936 yılından bu güne 81 yıl boyunca boğazlardan geçiş ve ulaşımı düzenleyen en uzun ömürlü antlaşma olma özelliğini taşımaktadır.

Montrö Sözleşmesi’nin temel amacı Karadeniz’e kıyıdaş olan Türkiye, Bulgaristan, Romanya, Ukrayna, Rusya ve Gürcistan’ın güvenliğinin sağlanmasıdır.

Montrö Sözleşmesi ile Boğazlar kayıtsız şartsız Türkiye Cumhuriyeti’ne bırakılmış, tahkimat yapmak hakkı tanınmıştır. Türkiye Cumhuriyeti, sözleşmenin, savaş gemilerinin Boğazlar’dan geçişine ilişkin her hükmünün yürütülmesine göz kulak olma hakkı kazanmıştır.

Uluslararası Deniz Hukuku’na ilişkin kurallar oluşurken iki nokta üzerindeki tartışmalar önem kazanmaktadır. Bunlardan birincisi deniz alanlarından “geçiş ve ulaşım serbestliğinin sağlanması”, ikincisi ise deniz alanlarına kıyıdaş olan ülkelerin “güvenliğinin sağlanması”dır. Ülkeler arası gelişmişlik farkı bu iki noktanın birbiriyle çatışmasına neden olmaktadır. Şöyle ki, gelişmiş ülkeler dünya denizlerinden daha fazla yararlanabilmek amacıyla deniz alanlarının dar tanımlanması ve uluslararası ulaşımın serbestleştirilmesi eğilimindedirler. Gelişmekte olan ülkeler ise güvenliklerini bahane ederek deniz alanlarının mümkün olduğu kadar geniş tanımlanması ve geçiş ve ulaşım serbestliğini kontrol etmek istemektedirler. Bu açıdan bakıldığında Montrö Sözleşmesinin sağlamış olduğu denge rejimi bir tarafta Türk Boğazlarından geçiş ve ulaşım serbestliği diğer tarafta ise Türkiye ve Karadeniz’e kıyıdaş olan ülkelerin güvenliğinin sağlanması üzerine kurulmuştur.

Son yıllarda Karadeniz bölgesinde ortaya çıkan yeni şartlar ve giderek daha belirginleşen ABD-Rusya rekabeti nedeniyle, Türk Boğazları daha da önem kazanmaktadır. ABD ve Rusya, politika ve stratejilerinin gereği olarak bölgede yeni üsler edinmek ve etkinliklerini arttırmak istemektedirler. ABD ve Rusya’nın Montrö Sözleşmesine yaklaşımı değerlendirildiğinde, Rusya Federasyonunun Sözleşmenin devamı kapsamında politika izlediği, ABD’nin ise Montrö Denge Rejimini kabul ederek dengeyi müttefikleri üzerinden değiştirmek üzere politikalar ürettiği söylenebilir. Bu kapsamda ABD’nin bölgede dengeleri kendi lehine değiştirmek için önümüzdeki dönemde yeni açılım ve politikalara yönelmesi ve Türkiye’ye yeni roller biçilmesi beklenebilir. Bu durumda, Türkiye açısından, bölgedeki gerginliklerin sıcak çatışmaya dönüşmeden çözümlenmesi ve bölgenin durağanlaştırılması en uygun politika olacaktır. Bu çerçevede, bölgede “Montrö Sözleşmesi ile sağlanmış olan güç dengesinin” taraflardan herhangi birinin lehine bozulması ve çatışmaların yayılması Türkiye’nin aleyhine olan ve güvenliğine tehdit oluşturacak en önemli öğedir.

Dr. Hakan ARIDEMİR




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir