Afrika Denizlerinde Güç Mücadelesi

Zengin kaynakları ve stratejik konumuyla bölge ülkeleri ve bölge dışı ülkeler için iktisadi bir potansiyele sahip Afrika denizlerinin çekici yönleri güvenlik sorunlarını da beraberinde getirmiştir.

Afrika’nın mavi vatanında yaşanan güvenlik sorunları Somali açıkları, Aden Körfezi ve Malakka Boğazı’ndaki korsanlık faaliyetleriyle 2008 yılında zirveye çıkmıştır.

Hem iktisadi hem stratejik olarak değerli bir konumda bulunan Doğu Afrika sularında güvenlik sorunları, Batı Afrika’da Gine Körfezi’nin güvenliğinin sağlanması sorunu ve Korsanlık faaliyetleri, hala çözüme kavuşturulmayı bekleyen bir mesele olma niteliğini taşımaktadır.

Hem hidrokarbon üretim ve dağıtımına hem de uluslararası deniz ticaret yollarına ev sahipliği yapan Afrika deniz alanları korsanlık faaliyetleri için fırsatlarla dolu bir alana dönüşmüştür.

Aşırı ve kayıt dışı avlanma ülke ekonomilerine ve çevreye zarar vermektedir. Denizlerdeki canlıların sayısını ve çeşitliğini olumsuz etkileyen avlanma, yerli balıkçılar ve bağlantılı meslek sahiplerinin geçim kaynaklarını ellerinden almaktadır. Zehirli atıkların gömülmesi de benzer şekilde ekolojik dengeyi tehdit etmekle beraber insan sağlığına zarar vererek ve deniz canlılarının azalmasına neden olarak dolaylı şekilde geçim kaynaklarının kurumasına yol açabilecektir. İnsan, silah veya uyuşturucu kaçakçıları gibi deniz yollarını yoğun olarak kullanan şebekelerin ise yerel kamu otoritelerinde yolsuzluğun; silah ticareti ve ağların sürekliliğini sağlaması ile korsanlığın devamına sebebiyet vermektedir.

Deniz güvenliği meselelerinin hallinde hem bölge ülkeleri hem bölgede çıkarları olan bölge dışı aktörlerin eş güdüm içerisinde güvenlik sorunlarıyla mücadele etmesi gerekmektedir.

Fransa bölge ülkelerine eğitim desteği sunarak Ekvator Ginesi’nde bir deniz akademisi kurmuştur.

Gine Körfezi’nde ticaret ve enerji güvenliği merkezli iktisadi çıkarları giderek artan Çin ise bölge dışı aktörlerin çok taraflı girişimlerinden farklı olarak kısıtlı da olsa iki taraflı ilişki çerçevesinde katkı sunmaktadır.

AB 2013’de ilan ettiği Gine Körfezi’nde Kritik Deniz Yolları Programı ile özellikle deniz yollarının güvenliğini sağlamak için bölge ülkelerinin sahil güvenlik ekiplerine eğitim vermek ve ülkeler arasında istihbarat paylaşım ağı kurmak suretiyle bölge güvenliğine katkı sağlamayı hedeflemektedir. Bu program dâhilinde 4,5 milyon avro ödenek öngörülmüştür.

Uluslararası Denizcilik Örgütü ise Aralık 2013’de kabul ettiği 1069 numaralı karar kapsamında Batı ve Orta Afrika Deniz Güvenliği Fonu oluşturmuştur. Şimdiye dek Japonya, Çin, Norveç, Nijerya ve Birleşik Krallık bu fona katkı sağlamıştır.

Türkiye Barbaros Türk Deniz Görev Grubu 2014’te Batı Afrika’da Senegal, Gambiya, Fildişi Sahili, Nijerya, Togo, Kamerun ve Gabon’u ziyaret etmiştir. Ziyaret ettiği ülkelere insani yardımda bulunan deniz kuvvetleri personeli ayrıca Gambiya ve Nijerya’ya deniz güvenliği konusunda eğitim vermiştir. Türkiye’nin de bu minvaldeki yardımlarını artırarak ülkelere devriye botu gibi deniz güvenliğini sağlamaya yönelik teçhizat desteğinde bulunması bölge ülkeleriyle işbirliğini güçlendirecek ayrıca Karadeniz’in hırçın sularından gelip Moritanya açıklarında ve diğer Afrika denizlerinde avlanan Türk balıkçılarına güvence olacaktır.

Türkiye’nin bu alandaki faaliyetleri deniz güvenliğinin sağlanabilmesi için yalnız güvenlik odaklı askeri çözümler değil bunun yanı sıra bölge ülkelerinde kalkınma seviyesinin yükseltilmesi ve etkilerinin halkın geneline yayılması olacaktır.

Dr. Hakan Arıdemir




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir