Afrika’ya İstanbul mesajı; Birlikte üretelim

MURAT PALAVAR/İSTANBUL

İstanbul, önemli bir etkinliğe ev sahipliği yapacak. Afrika Birliği ve Ekonomi Bakanlığı iş birliğinde, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) organizasyonu ile ‘II. Türkiye-Afrika Ekonomi ve İş Forumu’ gerçekleştirilecek. ‘Yükselen Afrika ve Türkiye’ temasıyla, düzenlenecek etkinlik 10-11 Ekim 2018 tarihleri arasında yapılacak.

Türkiye Afrika’ya yönelik açılım politikasında 90’lı yılların sonundan itibaren ciddi bir dönüşüm gerçekleştirdi. 1998 yılında “Afrika’ya Açılım Eylem Planı” oluşturuldu. Bu çerçevede, 2003 yılında “Afrika Ülkeleriyle Ekonomik İlişkilerin Geliştirilmesi Stratejisi” uygulamaya konuldu. Sözkonusu Strateji, 2014 yılı Kasım ayında Ekvator Ginesi’nin başkenti Malabo’da gerçekleştirilen Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi’nde kıtanın yeni ihtiyaçları ve ülkemizin Afrika’ya yönelik perspektifi çerçevesinde güncellenerek “Afrika ile Ortaklık Stratejisi” ismiyle yürürlüğe koyuldu.

1990’lı yıllardan itibaren stratejisni ortaya koyan Türkiye, 2018 ve sonrasında Afrika’daki potansiyelini İş Forum’ları ve Ortaklık Zirveleri ile daha da arttırmayı planlıyor.

2 trilyon dolarlık pazar ile Afrika, geleceğin en önemli ticaret merkezlerinden biri. Genç nüfusu ve geniş alana yayılı hammadde olanaklarıyla dikkat çeken kıta, bu yüzyılın en önemli üretim ve aynı zamanda tüketim merkezi olma potansiyelini taşıyor.

Yani kıta, üretimini ve sanayisini doğru kurabilecek bir yol arkadaşı bulabilirse potansiyelini yakın bir zamanda ortaya çıkartabilir.

TÜRKİYE’NİN VERDİĞİ MESAJ

Buradaki en büyük soru şu. Kim Afrrika’ya bir yol arkadaşlığı yapma potansiyeline sahip?

2016 yılında Türkiye-Afrika Ekonomi ve İş Forumu’nun ilki düzenlenmişti. Forumda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir cümlesi Afrikalı misafirler tarafından uzun süre alkışlanmıştı. Erdoğan, “Afrikalı kardeşlerimizin yol göstericilere değil, yol arkadaşlarına ihtiyacı var” dedi.

Bu cümle aslında Afrika’da bir paradigma değişimine işaret ediyor. Erdoğan konuşmasında ‘Birlikte kazanalım’ kavramını sıkça kullandı. Evet çağrı yeni bir değişimin önerisiydi.

Yüzyıllardır beyaz ile girdiği her ekonomik işbirliğinde hep kaybeden taraf olarak zenginlik içinde fakirlik yaşayan kıta, yeni bir seçeneği karşısında buldu. ‘Size akıl vermeyelim veya hep bizim istediğimiz gibi olmasın birlikte çalışalım birlikte üretelim ve birlikte kazanalım’ diyen çağrıydı bu.

PEKİ TÜRKİYE NEDEN BİR ADIM ÖNDE?

Peki Türkiye yaklaşımı Afrika’da yüzyıllardır kurulu küresel güçlerin ifade ettiğinden farklı ne sunuyor Afrika’ya?. Kara Kıta neden küresel güçleri bir tarafa bıraksın ve Türkiye ile bir yol arkadaşlığına ‘evet’ desin.

Öncelikle kıtada eskiden beri varlığını sürdüren ABD, her geçen gün bölgede güç kaybediyor. En büyük rakibi Çin, Afrika’ya yaptığı 170 milyar dolarlık doğrudan yatırımı ile Afrika’da sermayesini her yıl arttırıyor. Buna karşın ABD’nin 55 milyar dolara düşen yatırımları kıtadaki etkinliğinin sorgulanmasına neden oluyor.

ABD’nin diğer sorgulanan yanı ise bölgedeki rejimlere çok fazla etki etme isteği. Bu da bölgede büyük tepki çekmiş durumda. Son olarak Kamerun’da devlet Başkanlığı seçimini Poul Piya, ABD’ye karşı Çin ile işbirliği yaparak kazandı. Aynı şekilde Nijerya’da Muhammadu Buhari, ABD’ye rağmen seçimleri göğüslemeyi başardı.

Üçüncü olarak ABD, Trump sonrası Afrika’da değişim rüzgarları var. Obama döneminde sağlanan yardımların kesilmesi söz konusu. Bu da bölgedeki ABD’nin Soft Power’ında büyük eksiye neden olacak.

Peki Fransa başta olmak üzere Avrupalı ülkelerinin Afrika’ya sundukları yeni bir şey var mı? Öncelikle bu ülkelerin Afrika tarihinde geçmişinde büyük trajedilere neden olan bir geçmişleri var. Yani tarihi geçmişlerinin sicilleri kabarık. Diğer bir nokta, Afrika’da hep kazanan tarafta olmaları. Yaptıkları anlaşmalar ile Afrika’da fiili sömürgeleri bitse de hala ülkenin kaynaklarını ellerinde tutuyorlar. Bunu Afrikalılar biliyor. Kurtulmak için fırsat kolluyor. Diğer bir nokta Avrupalıların aldığı ihalaleler. Alt yapı yol, su gibi ihalaleri alan firmalar yıllarca çeşitli bahanelerle proejleri hayata geçiremediler. Hatta bunun üzerine hükümetlerden defalarca ek kaynak istemeleri halkı canından bezdirdi. DEİK tarafından Eylül 2018 tarahinde düzenlenen “Türkiye’nin Afrika’daki Yatırım Fırsatları” paneli yapıldı. Burada konuşan Proxima hukuk partneri Serge Nawej, bakın bu duruma nasıl isyan etti. Nawej : “Çinliler ile Afrika’da yol görmeye altyapı görmeye başladık. Mesela önceden Kongo örneğini vermek gerekirse. Aynı yol için 10 kez para talebi olmuş (Avrupalı şirketleri kastediyor) Çinliler Afrika zihniyetini değiştirdi.”

Afrika’nın yükselen güçlerinden Çin yatırımlarını kıtaya taşıdı. Sadece şirketleriyle yatırımlarıyla değil nüfusu ile de bölgede. Şantiyelerin bir kısmında Çin’den getirlen suçlular yeralıyor. Özel seçilen hükümülülere cezaevinde kalacağı süre yerine Afrika’da çalışma alanı oluşturuluyor. Hem de çüzi bir miktar para karşılığında.

Çin’in Afrika’ya getirdiği finansa ve diğer yaptığı altyapı işlerine rağmen Kıta’da hala güvenilir bir ortak değil. Çin finasını getirdi ama ülkenin kaynaklarını ipotek altına aldı. Kapitülasyonlar gibi finasa karşılık önemli madenlerini ele geçirdi. Bu durum şimdidlerde daha fazla hissediliyor. O yüzden Çin’in karşılığı zamanla daha da azalma trendine girecek görünüyor.

Tüm bölgedeki güçlere rağmen Türkiye, Afrika’nın ihtiyacı olan birçok özelliği üzerinde taşıyor. Çin ve Amerika başta olmak üzere tüm dünyadan daha farklı olarak kıtaya yeni bir paradigma örneği sunuyor. Yani Kara Kıta’nın tam bir tamamlayıcısı. Üretim potansiyeline sahip Afrika’ya Türkiye çok iyi bir önder olabilir. Köklü bir üretim sanayisine sahip.

Sadace Türkiye üretim ve ticarette değil siyasi anlamda da Afrika’ya yol gösterici olabilir. AB ile yıllardır yürüttüğü bir müzakere süreci var. Bu Kara Kıta’nın politik ve siyasi alanında bir yol çizebilir. Ayrıca Türkiye Soft Power ile de kıtada güçlü.

Yeni Afrika denkleminde Türkiye yeni parlayan yıldız. Türkiye’nin yaklaşımı samimi ve dostça. Bu yaklaşım beyaza asla güvenmeye Afrika’da birçok kapıyı açacak. Kazan Kazan formülü ile de projeler hayata geçince Afrika Türkiye’ye duyduğu güveni daha da somutlaştıracak. Gelecekteki Türkiye’nin göstereceği yükselme grafiği potansiyeli birçok ülkenin kapımızı çalmasına neden oldu bile. Rusya ile Afrika konsunda birlikte hareket etme prensip kararları alındı yakın bir geçmişte.. ABD merkezli Atlantic Council, ABD ile Türkiye’nin kıtada birlikte hareket alanları oluşturacağı projeler üzerinde çalışıyor. Afrika konusunda Türkiye’nin de potansiyelini harekete geçirmesi için önünde bazı sorunlar var. Birincisi bürokratik oligarşi. Hala Dışişlerinde Afrika sürgün yeri olarak görülüyor Diğer bir noktada FETÖ konusu. Afrika’da yapı güçlü. Türkiye, ayağındaki bağları çözerse daha güçlü bir Afrika ilişkileri geleceğini oluşturacağını biliyor. Bu anlamda devletin politika yapıcılarına çok ihtiyaç düşüyor.

MURAT PALAVAR/GAZETECİ




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir