Afro-Avrasya Denkleminde Yeni Cezayir

52576C89-716F-493F-AE68-8E5F2AF2162E

Afro-Avrasya Denkleminde Yeni Cezayir


İnsanlar vardır içinde bulundukları mekânı değerli kılar, mekânlar vardır içinde barındırdıkları insanları değerli kılar. Hem mekânı hem de insanı değerli kılan çok az ülkeden biridir Cezayir. Bir Cezayirli’ye göre Cezayir biraz Arap, biraz Fransız, biraz Türk, biraz Afrika ve  biraz da Endülüs rüzgarlarının estiği bir ülkedir. Bir başka Cezayirli’ye göre ise Fas, Tunus, Cezayir ve biraz da Libya, dört devlet tek millettir. 300 milyonluk Arap Dünyası içerisinde Cezayir, farklı dil vekültürlerin etkisi ile ayrı bir konumdadır ve Cezayir’i klasik bir Arap ülkesi olarak adlandırmak yanlış olacaktır.

Cezayir, Afrika’nın en büyük toprak parçasına sahip ülkesidir. Ülkenin yüzölçümü Türkiye’nin yaklaşık üç katıdır. Cezayir’in, Akdeniz’e 1400 kilometrelik kıyı şeridi ile aynı zamanda bir deniz ülkesi olduğu unutulmamalıdır.  Deniz ticareti, deniz endüstrisi ve deniz turizmi için ülke hala bakir konumdadır. 40 milyona yaklaşan nüfusuyla Cezayir jeopolitik, jeostratejik ve jeoekonomik açıdan taşıdığı önemle Afrika’nın önde gelen ülkelerinden biridir. 


Adalar ülkesi anlamına gelen Cezayir’in tarihi, 1830 öncesinde Osmanlı hakimiyetinde geçen yaklaşık 300 yıl, ardından Fransa hakimiyetinde geçen 130 yıl ve sonrasında bağımsızlığın kazanıldığı 1962 yılından bugüne 57 yıl olarak üç döneme ayrılabilir. 130 yıllık kolonizasyon dönemi Osmanlıya ve Türklüğe ait pek çok değeri silmeye çalışmış olsa da,  aradan geçen 57 yılda herşey hızla aslına rücu etmeye başlamıştır. Bugün gelinen noktada Cezayir diğer “mağrib” ülkelerine göre 200 yıl öncesinin değerleriyle daha barışık ve geçmişiyle iletişim kurmaya daha istekli görünmektedir.Cezayirli’lere göre geçmişin değerleri üzerinden Osmanlı dönemi şu ifadelerde anlam kazanmaktadır,  “Osmanlı ne güzel bir devletmiş! Kimsenin diliyle, diniyle veyamülkiyetiyle uğraşmamış!”


Cezayir’de en çok dikkat çeken toplumsal olgu, Fransız işgali döneminde sergilenmiş insanlık dışı vahşetin duygularda bıraktığı olumsuz izlerdir. Kolonizasyon dönemine ilişkin olarak halk arasında anlatılan hikâyeler oldukça aşağılayıcı, insan onuru ile bağdaşmayacak olaylardır.  Buna rağmen yine Cezayir’de hem politik hem de kültürel açıdan Fransız etkisi devam etmektedir. Ülkede kırılganlığı yüksek üç fay hattından söz edilebilir. Birincisi Arap- Berberi ayrışmasıdır ki Cezayir’in eski dönemlerinden beri süregelen bir uyuşmazlıktır. İkinci fay hattı kolonizasyon döneminden gelen Fransız etkisi ve bu etkiye duyulan nefrettir. Üçüncü fay hattı ise her iki fayın kesişmesinden doğan ve son 57 yıllık statükoyla oluşan merkezi hükümet ve onun karşıtlarıdır. Bugünlerde hareketli olan fay üçüncüsüdür ve Afro-Avrasya denkleminden bağımsız değildir. Bu denklemde özellikle ABD’nin bölgeyle ilgilenmeye başlaması bu fayı kıracaktır ve sonraki dönemde Cezayir, Afro-Avrasya coğrafyasınınABD’nin hedeflediği üretim ve lojistik üssü olarak öne çıkacaktır.

 
Türkiye açısından durum farklıdır,  “kazan kazan” politikasından hareketle eşit ortaklık düzeyinde ilişkiler geliştirmektedir. Türkiye Cezayir’i, Afrika’nın Avrupa’ya açılan kapısı olarak görmektedir. Cezayir’de çeşitli dallarda faaliyet gösteren binden fazla Türk firması bulunmaktadır.  Cezayir halkında Cumhurbaşkanımıza olan teveccüh üst düzeydedir. Türk dizi ve film sektörü  Cezayir’de ilgiyle karşılanmaktadır. Son dönem Türk tarihi dizilerine olan ilgi yoğundur. Bu bağlamda Türkiye özellikle yumuşak güçetkisiyle Cezayir halkı nezdinde, ekonomik, politik ve kültürel açıdan bir model ülke olarak görülmektedir. Türkiye için önemli fırsat oluşturan bu durum, Türkiye’nin bölgedeyumuşak gücü kullanacağı mekanizmaları oluşturmasıyla çok yönlü politika yürütmesini sağlayacaktır. Bu durum ayrıca, ABD’nin bölgede yürüttüğü politikalara rekabetin aksine tamamlayıcı olacaktır.

Özetle, 2019 yılının başlarında ülkede bir siyasi çalkantı olsa da Cezayir ve Cezayirli’ler bunu aşacak güç ve olgunlukta görünmektedirler. Sonrası ise Cezayir için bir yükseliş dönemi olacaktır. Eğitimli nüfusuyla özellikle kadınların ekonomik ve sosyal hayata başarılı katkılarıyla, gelişmiş ülkelerdeki diasporasıyla Cezayir, 21. yüzyılda yükselecek Afrika’nın itici güçlerinden biri olacaktır.

Dr.Hakan Arıdemir

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir