Afro-Avrasya: Modern İpek Yolu

Afro-Avrasya: Modern İpek Yolu

İpek Yolu, tarih boyunca Eski Dünya olarak bilinen Asya, Afrika ve Avrupa kıtalarını birbirine bağlayan ve Doğu ile Batı arasında yalnızca mal ve hizmet dolaşımını değil, aynı zamanda bilginin, fikirlerin, kültürlerin, dinlerin ve inançların etkileşimini sağlayan ana güzergâh olmuştur. Çin’den başlayıp Orta Asya/Türkistan coğrafyasını Anadolu toprakları üzerinden Avrupa ve Afrika’ya bağlayan bu yol, jeopolitik ve jeostratejik öneminin yanı sıra Doğu ile Batı’nın farklı medeniyetlerini ve kimliklerini birbiriyle tanıştıran jeokültürel bir ayrıcalığa ve kadim bir tarihe sahiptir. Bu bağlamda tarihi İpek Yolu sadece tüccarların değil, aynı zamanda bilginin, bilgelerin, düşüncelerin, dinlerin, inançların, kültürlerin ve medeniyetlerin de yolu olmuştur.

Doğu ve Batı medeniyetleri arasındaki jeopolitik, jeostratejik ve jeokültürel önemini asırlarca koruyan İpek Yolu, M.Ö. 2. ve 3. yüzyıllar (özellikle Büyük İskender dönemi), M.S. 7.-10. ve 12-14. yüzyıllar arasında üç dönemde altın çağlarını yaşamış, fakat 16. yy’da Portekiz’in Çin ve Hindistan ile Ümit Burnu üzerinden deniz yoluyla ticarete başlaması ile arka planda kalmıştır. Ancak günümüzde, özellikle sahip olduğu zengin doğal kaynaklar ve bu kaynakların doğu-batı ve kuzey-güney transferindeki stratejik rolü nedeniyle yeniden önem kazanmış ve Çin’in öncülüğünde kara ve deniz jeopolitiği üzerinden dünyaya açılan Modern İpek Yolu Projesi oluşturulmuştur. Böylece İpek Yolu’nun hem kurulmakta olan 21. yy küresel düzenindeki jeoekonomik boyutu ön plana çıkmış, hem de jeopolitik, jeostratejik ve jeokültürel önemi yeniden canlanmaya başlamıştır. Nitekim günümüz küresel karmaşık karşılıklı bağımlılık sisteminde gerek başta Çin ve Rusya olmak üzere bölge-içi büyük güçler, gerek güzergâhın önemli geçit yollarında yer alan Orta Asya Türk Cumhuriyetleri, gerekse de ABD ve AB gibi küresel aktörler söz konusu projeye ilişkin kendi jeostratejik açılımlarını ortaya koymaya ve çok taraflı bu yeni düzende söz sahibi olmaya çalışmaktadır.

Bu çerçevede İpek Yolu’nun ister Xian, Kaşgar, Semerkant, Buhara, Tahran ve İstanbul eksenindeki tarihi kara yolu, isterse de Hint Okyanusu, Basra Körfezi, Kızıldeniz ve Akdeniz eksenindeki deniz yolu göz önünde bulundurulsun sahip olduğu özel jeopolitik, jeostratejik ve jeokültürel konumuyla Türkiye bir yandan Afro-Avrasya kara ve deniz jeopolitiğinin kalpgahını oluşturmakta diğer yandan da yeni küresel güç denkleminin bölgesel aktörü olarak rol oynamaktadır.

Dr. Hakan ARIDEMİR




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir