Agil ALESGER: Hocalı için…

DSC_0646Her sene Hocalı Soykırımı`nın daha bir yıldönümünü anıyoruz… Yine yaralar tazeleniyor… Yine gözlerde keder, kalplerde o ağrı… o acı…

Ne yaşandı o gece… Her kes bugün o soruyu soruyor…

Ne yaşandığı bellidir aslında…

Hocalı Soykırımı, Karabağ Savaşı sırasında 26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında yaşanan ve azerbaycanlı sivillerin Ermenistan’a bağlı kuvvetler tarafından toplu şekilde öldürülmesi olayıdır.

Katliam, Ermenistan’ın ve 366. Motorize Piyade Alayı’nın desteğindeki Ermeni güçleri tarafından gerçekleştirilmiştir. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin resmî açıklamasına göre saldırıda 106’sı kadın, 83’ü çocuk olmak üzere toplam 613 Azerbaycanlı hayatını kaybetmiştir. Resmi olmayan rakamlar daha fazla insan`ın öldürüldüğünü işaret ediyor…

Bunlardan aslında Hocalı`nı bilen çok insan haberdardır…

Benim anlatmak istediğim ise bambaşka bir olaydır…

Hocalı`ya sadece soykırım olarak bakmamak lazım…

Hocalı aynı zamanda tarihin bize ödettiği en büyük bedellerden birisidir…

Yanlış okumadınız…

Bir millet, bir toplum başka bir toplum tarafından kaç defa soykırıma uğrar? Bi defa diye söylemeyin, biz ermeniler tarafından bir asırda en az üç defa soykırım`a, katliama maruz kaldık…

1906-1922 yılları arasında Anadolu’da ve Kafkaslar’da, 517.955 bin müslüman Türk, Ermeniler tarafından katledilmiştir. Sayısı tespit edilemeyenlerle birlikte bu rakam 2 milyonu bulmaktadır.

1905, 1918 soykırımlarında binlerce müslümanı katl ettikleri halda biz dış mıhrakların desteği ile yine onlarla beraber koskoca 70 yıl beraber yaşadık… Sovyetlerin telkinleriyle bize yapılanları hiç hatırlamayarak, “kardeş olsun Azerbaycan Hayastan” şarkılarını okuduk…

Ama su uyur, düşman uyumazmış hakikaten…

Onlar uyumadı ve ilk fırsatta isteklerine nail oldular…

Önce İrevan`ı, Göyçe`yi, Vedi`ni, Amasya`yı, Zengezur`u bizden temizlediler…

Sonra ise güzelim Karabağ`ımızın kalbine bir hançer gibi saplandılar…

Özeti şu ki, Hocalı aynı zamanda unutkanlığımızın bedeli oldu…

Zamanında unutmasaydık, ne Hocalı`nı yaşar, ne de o topraklar işgal edilirdi…

Şimdi ne yapmalı?

Çalışılmalı! Ermeni olmayan cesetlerini delil yapıyorsa, biz de elimizdeki belgelerle mücadeleye devam etmeli, şahitlerle, tanıklarla, bizzat o acını yaşamış insanlarla dünyaya derdimizi anlatmalıyız…

Ama anlatırken hep doğru üslub seçmeli ve haklıyken haksız duruma düşmemeliyiz…

Avrupası, Amerikası bir gün Hocalı`yı kabul edecektir… Ama bunun için çalışmamız gerekiyor…

Ermeni, yalanına 100 yıl vakit ayırıyorsa, biz neden haklı davamıza 100 yıl, gerekirse 1000 yıl kurban etmeyelim…

Sonunda zafer bizim olacaksa, yılın ne önemi var, asl olan Hakk`ın yolundan bir adım dahi ayrılmadan milletinin davasını ileriye götürmektir…




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir