ABD merkezli Atlantik Konseyi’nin Türkiyeli Afrika stratejisi

Geçtiğimiz günlerde Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Atlantik Konseyi işbirliği ile “Türkiye’nin Afrika’daki Yatırım Fırsatları” paneli düzenlendi. Gündem Afrika perspektifinde Türkiye ve ABD işbirlikleri süreci. Panel öncesi konuşan Atlantic Council Türkiye Temsilcisi ve İcra Direktörü Defne Sadıklar Arslan Türk Amerikan ilişkileri konusunda olumlu bir ajanda oluşturmak üzere çalıştıklarını söyledi. Türkiye Afrika’nın gelişiminde başta gelen oyunculardan biri olmak üzere hızlı bir şekilde ilerlediğine işaret eden Arslan, geçtiğimiz 5 yıldır, Türk şirketleri yurtdışında gerçekleştirilen kontratların değeri açısından Çinli şirketlerden sonra ikinci sırada geldiğini kaydetti.

Türk şirketlerinin bölgedeki deneyiminin Amerikan sermayesi ile buluştuğunda karşılıklı köprüleri güçlendireceğini belirten Arslan, Afrika’daki önemli altyapı açığıyla başetme açısından da büyük bir fırsat ortaya çıktığını kaydetti.

Bu açıklamardan da anlaşılacağı üzere Atlantik Konseyii ABD’nin Afrika pazarında yükselme trendi gösteren Türkiye ile yeni işbirlikleri gerçekleştirmesini istiyor.

Atlantik Konseyi Başkan Yardımcısı ve Afrika Merkez Direktörü J. Peter Pham, ABD’nin Afrika ile olan ilişkilerini Afrika’daki yeni aktörler ve koşullara uygun bir şekilde modernize etmesi gerektiğini belirtiyor. Bu çerçevede Atlantik konseyinin hazırladığı Afrika strateji belgelerinde küresel aktörlerden Rusya, Hindistan ve Çin, bölgesel büyük aktörlerden Türkiye, Körfez Ülkeleri ve İsrail’in bölgedeki etkinlikleri karşısında ABD’nin olumsuz yönde değişen pozisyonu ve ne yapılması gerektiği tartışılmaktadır.

Kuşkusuz sayılan bu aktörler içerisinde en başta Afrika’ya yaptığı 170 milyar dolarlık doğrudan sermaye yatırımı ile Çin gelmektedir. ABD’nin 55 milyar dolara düşen yatırımları kıtadaki etkinliğinin sorgulanmasına neden olmuştur. 1.2 trilyon dolarlık Afrika’nın ticaret hacminden Çin’in almış olduğu pay her geçen gün artmaktadır.

Çin bugün için Afrika’nın elli dört devletinin elli biriyle diplomatik ilişki tesis etmiştir. Çin, ABD’ye kıyasla Afrika ülkelerinin siyasi istikrarıyla ilgilenmemektedir. Herhangi bir nedenden dolayı Pekin’e dost bir rejim değişse bile, Çin bir müddet sonra yeni rejim ile ilişkilerini devam ettirmektedir. Çin BM’nin bölgedeki barışı koruma operasyonlarında da aktif rol oynamaktadır. BM’de görevli Çin askeri personelinin beşte dördü Afrika’daki görevlere atanmıştır. Çin ülkesi dışındaki ilk askeri tesisini bir lojistik merkez olarak Cibuti’de kurmuştur. Çin enerji ihtiyacının üçte birini Afrika’dan karşılamaktadır. Bu durum Çin’in dış politikasının yönünün Afrika olduğunun göstermektedir.

Bu gelişmeler karşısında ABD Afrika kıtasına yönelik etkili bir strateji geliştirmek mecburiyetindedir. Bir taraftan Etiyopya, Kenya, Ruanda, Senegal ve Uganda gibi bölge ülkeleriyle olan işbirliğini devam ettirirken diğer taraftan da bölgenin yeni oyuncuları olan Türkiye, İsrail ve Körfez ülkeleriyle koalisyonlar inşa edebilir.

Türkiye Afrika’nın kalkınmasında 2009 yılından beri aktif rol oynamaktadır. Türk şirketleri son 5 yılda bölgeye yaptıkları yatırımlarla Çin’den sonra ikinci sıraya yükselmişlerdir. Bu şirketlerin yoğunlaştıkları alan çoğunlukla alt yapı yatırımlarıdır. Türkiye ile Afrika arasında bugün 5 milyar dolarlık bir ticaret hacmi vardır. Gelecekte hedeflenen rakam 20 milyar dolardır. Enerji sektörü, teknolojik alt yapı yatırımları, madencilik projelerinin yanında çeşitli sivil toplum kuruluşlarıyla gerçekleştirilebilecek sosyal projeler Türkiye’nin başarılı olabileceği öncelikli alanlardır.

Sonuç olarak Türkiye bölgedeki rolüyle gerek ABD gerekse Çin açısından önem taşımaktadır. Türkiye NATO’nun Müslüman bir ülkesi olarak ABD açısından bölgede ciddi sorumluluk alabilir. Çin açısından da Nijerya, Nijer, Çad ve Kamerun gibi ülkelerde Çin’nin rolüne tamamlayıcı roller üstlenebilir.

Dr.Hakan Arıdemir/Murat Palavar

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir