Batı Türkiye’yi neden Afrika’da istemiyor

Batı Erdoğan’ı neden Afrika’da istemiyor

Türkiye’nin Afrika yaklaşımı ‘insani’ temel özelinde kurulu. 2003 yılından itibaren, ‘Kazan- Kazan’ esasına dayalı, özel Afrika stratejisini uygulamaya koydu. Kıta’yı kaynak olarak değil kıymet olarak konumlandırdı. Bu stratejinin bir parçası olarak, Batılı ülkelerin aksine Afrika yaklaşımını her iki tarafın kazanması üzerine kurguladı.

Ekonomik sebeplerden dolayı Afrika, politikalarında daralma ve özelde ‘insani yardım’ konusunda kısıtlamaya giden Batı ülkelerinin aksine, insani yardımlarını aksatmadan sürdürdü. Kıta insanının insani değerlerini ön plana çıkarıp özel önem veren bu yaklaşım, Kara Kıta’da büyük yankı uyandırdı.

Afrika’nın ilk kez karşılaştığı ve çok şaşırdığı bu durum insanlarda Türkiye, ismi üzerinde büyük bir dikkatin oluşmasına neden oldu. Türkiye’nin uyguladığı strateji çok yakından takip edildi ve bunun doğal bir sonucu olarak samimi bir yakınlaşma gerçekleşti.

Türkiye yakınlaşması, Batı’da rahatsızlığını beraberinde getirdi. Duyulan huzursuzluk değişik platformlarda gündeme getirilmeye başlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bölgeye yaptığı ziyaretler, Afrika’da yer alan batılı kaynaklar tarafından hep görmezlikten gelinmeye çalışıldı. “Türkiye Afrika’dan ne istiyor? Erdoğan’ın amacı ne ? gibi başlıklı makaleler, manşetlere taşındı.

Geçmişte Batı’ya karşı ‘Kurtuluş Savaşı’ veren Türkiye, hala ekonomik ve siyasi özgürlüğü peşinde olan Afrika için mükemmel bir örnek. Afrika’nın Batı ile ilişkilerinde çok ciddi bir rehberlik yapabilme potansiyeline sahip. 1963’de başlayan AB ilişkileri süreci Türkiye açısında önemli bir deneyim sağlamış oldu. Büroksiye müzakare yapmayı ve potansiyelini tanıma gibi karekterlerini geliştirdi. Afrikalı’nın kolonyalizm karşısında en büyük eksikliğinin birincisinin kendisini tanıma ve müzakere edebilme yeteneğinin olmaması. İkincisinin ise nelere imkanı var neleri yapabileceği yeteneğini daha tanıyamamış olmaması. Türkiye, bedeli ağır olmak üzere bu süreçleri atlattı. Yani iyi bir klavuz iyi bir yol arkadaşı potansiyeline sahip.

ERDOĞAN ETKİSİ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin Afrika için oluşturduğu değeri, Kasım 2016 yılında İstanbul’da gerçekleştirilen Türkiye-Afrika Ekonomi ve İş Forumu’nda açıkça dile getirildi. Forum’un açılış konuşmasını yapan Erdoğan, Afrikalı misafirlere, “Bizler bundan 93 yıl önce verdiğimiz Kurtuluş Savaşı ile müstemleke olmayı reddettik” dedi. Afrika’da karşılığı çok fazla olacak bu açıklamanın ardından Erdoğan, Türkiye’nin Kara Kıta’ya olan insani yaklaşımını anlattı. “Afrikalı Kardeşlerimizin yol göstericilere değil, yol arkadaşlarına ihtiyacı var” cümlelerini kullanan Erdoğan, çoğunluğunu Afrikalalıarın oluşturduğu salonda alkış yağmuruna tutuldu.

Türkiye’yi Kara Kıta’da en kuvvetli kılan unsurlardan biri emperyalist bir emelinin olmaması. Başka ülkelerin değerleri ve kaynakları üzerinde kendine has gizli bir gündem yürütmüyor. Tecrübesiyle bilgisiyle birikimiyle çift yönlü ‘Kazan Kazan’ modeliyle hareket ediyor. Bugüne kadar, Batı ile ilişkisi hep tek yönlü işlemiş olan Afrikalılar, Türkiye’nin bu paylaşımcılığını Batı ile kıyaslayarak farketmiş durumda. Bir yanda Afrika’nın fakir kalmasına ve kaynaklarının kullanamamasına neden olmuş Batı, varken, diğer tarafta ise paylaşımcı tecrübesini getiren tabağındakini paylaşan, ‘Komşusu açken uyumayan’ olguyu taşıyan bir Türkiye var. Afrika’daki bu yaklaşım, yeni bir kıvılcıma da neden olmuş durumda. Erdoğan’ın sadece ‘Afrika’ya uçuyorum’ demesi birilerini fena bozarken birçok Afrikalı’yı sevindiriyor.

Kıta, Türkiye ile aynı zamanda bir alternatif geliştirmiş oldu. Batı ile ilişkilerinde hep kaybeden konumundan, bu defa paylaşımcı olma statüsüne yükseldi. Batılılara ‘Artık ben seni anladım seni farkettim. Ben kendi alternatifimi geliştirdim’ diyor. Yani, yerel yönetimler kendi kimliğini ortaya koymaya başladı. Yaşanan bu durum Batıları fena kızdırmış durumda. Batı için ‘Afrika’da Türkiye’ olgusu zaten başlı başına tahammül edilmeyecek bir şey. Bir de insanların kalbini kazanan Türkiye olgusu birilerini fena bozuyor. Batı’ya karşı hep kaybetmiş ve sömürülmüş Afrika, Türkiye’yi bir başarı hikayesi olarak görüyor. Yani kendisi için çok iyi rol model bir ülke. Her ne kadar biz onu göremesek de.

2017’NİN İLK ZİYARETİ AFRİKA’YA

Prof.Dr Haluk Yavuzer’in ‘Her davranış bir mesajdır’ sözleri yerini buluyor. Yeni dönemde Türkiye Erdoğan’ın yaptğı Afrika ziyaretleri ile bölgede ‘ben de varım’ diyor. Erdoğan 2017’nin ilk yurtdışı ziyaretini Afrika’ya yaptı. Tanzanya, Mozambik ve Madagaskar yeni yılın ilk durakları oldu. Türkiye’nin mesajı Batı’nın Afrika’da yüzyıldır ördüğü denklemi rahatsız ediyor. Erdoğan’ın bu anlamda Kara kıta’da olması bile kabul edilecek bir durum değil. Batı bunu çok iyi görüyor. Türkiye’yi Afrika’ya sokmamak için özel stratejileri var.

Türkiye’nin Afrika başarısı için ilk önce kendi içindeki direnci kırmasına bağlı. Denklem şu Türkiye hükümeti Afrika’da olmayı istiyor ama arka planda direnç gösteren bir yapı var. Yapı Türkiye’nin Afrika’daki elçiliklerine bile karşı. ‘Ne gerek var’ deniliyor. İlk önce bu yapının kırılması gerekiyor. Türkiye, arazide ise ikinci denklemle karşı karşıya. Afrika’da Amerika, Fransa başta olmak üzere batılı ülkeler ve son dönemin etkili oyuncusu Çin var. Türkiye bu anlamda arazide var olmak için gizli bir savaş veriyor. Türkiye’nin aşması gereken iki denklemin üzerinde bir de birikim konusu var. Osmanlı sonrası bağımızı koparttığımız Afrika ile ilgili birikim sorunumuz var. Kara Kıta’yı yerli kaynak bulup dahi öğrenemediğimiz bir gerçek.

MURAT PALAVAR/GAZETECİ

Metnin devamı

http://www.derinekonomi.com/gundem/afrikada-2-trilyon-dolarlik-guc-savasi/




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir