BREXİT KKTC’ye ne getirir?

BREXİT KKTC’YE NE GETİRİR?

İngiltere’nin AB’den ayrılmak için 23 Haziran 2016 tarihinde yaptığı referandumu tüm dünya dikkatle takip ederken Kıbrıs Türkleri ve KKTC biraz daha heyecanla takip etti.

Çünkü tüm Kıbrıs için özellikle de Kıbrıs Türkleri için İngiltere, herhangi bir AB üyesi ülke olmaktan çok öte anlamlar ifade ediyor. Bir kere İngiltere 1878’den 1960’a kadar Ada’nın hakimi olan bir ülke. Ada tarihinin son 120 yılında en çok söz hakkına sahip olan İngiltere, 1960’dan sonra ise kurulan Kıbrıs Cumhuriyetinin 3 garantör ülkesinden biri. İngiltere’de on binlerce Kıbrıs Türkü yaşıyor. KKTC’de yaşayan kök Kıbrıslıların çok büyük bir kısmı halen İngiltere vatandaşı. Ve nihayet Ada’nın %5 i şu anda dahi İngiliz idaresinde. İngiltere’nin Ortadoğu’da ki en büyük askeri ve casusluk (Dinleme) üsleri Ada’da.

Dolayısı ile Brexit, Kıbrıs Türklerini yakından ilgilendiriyordu.

İngiltere’nin AB ile ilişkileri çok enteresan ve özeldi. Mesela İngiltere AB’ye üye olmak için yıllarca bekledi ve ancak 1973 yılında üye oldu. Üye olurken mesela; Kıbrıs’taki topraklarını AB’nin dışında tuttu. AB Euro’ya geçince, Euro’ya katılmayan 3 ülkeden biri İngiltere oldu.(Diğer ülkeler İsveç ve Danimarka)

İşin enteresan tarafı İngiltere Sterlini koruyacağını ve ortak para birimine geçmeyeceğini 1967’de AET’ye tam üyelik başvurusu yaptığı zaman deklere etmişti.

Gelelim Brexit’in KKTC’ye ne kazandıracağı meselesine;

Türkiye’nin tanımadığı Kıbrıs Cumhuriyeti, AB’nin bir üyesidir. AB’ye göre ise KKTC, Kıbrıs Cumhuriyetinin ve dolayısı ile AB nin kontrol edilemeyen bir parçasıdır. Yani KKTC, AB’nin ne tam içinde ne de tam dışındadır.

Bu durumu tam anlayabilmemiz için öncelikle, Kıbrıs Cumhuriyeti ile AB ilişkilerine bir göz atmamız gerekiyor.

Kıbrıs Cumhuriyeti 1960 yılında kurulmuş, 1962 yılında ise Kıbrıs Cumhuriyeti Topluluğa üyelik için başvuruda bulunmuştu. 1963 yılında iki toplum arasında yaşanan sorun nedeniyle, bu tarihten itibaren AB ile Kıbrıs Cumhuriyeti arasında yapılan müzakerelere Türk toplumunun katılması mümkün olmamıştı.

Rumların tek başına Topluluk ile yaptığı müzakereler sonucunda, ‘Topluluk ile Kıbrıs Arasında Bir Ortaklık Kuran Anlaşma’, 19 Aralık 1972 tarihinde Brüksel’de imzalanmış ve Anlaşma 1 Ocak 1973 tarihinde yürürlüğe girmişti. Anlaşma ile gümrük birliğine ulaşmak için gümrük tarifelerinin ve diğer sınırlamaların kademeli olarak kaldırılması öngörülmekteydi. Yapılan çeşitli yardımlar ve geçilen dönemlerin ardından 19 Ekim 1987 tarihinde Kıbrıs ile Topluluk arasında ‘Gümrük Birliği Anlaşması’ imzalanarak, 1 Ocak 1988 tarihinden itibaren uygulamaya konmuştu.

4 Temmuz 1990 tarihinde Kıbrıs Rum Yönetimi, bütün Kıbrıs adına Topluluğa tam üyelik için başvuruda bulunmuştu. Kıbrıs Türk tarafı, yapılan başvurunun hukuka uygun olmadığı yönünde yoğun itiraz ve eleştiriler getirmiş ve başvurunun reddedilmesi gerektiğini savunmuştu. Bu itiraz ve eleştirilere karşın, Avrupa Birliği Komisyonu, Haziran-1993 tarihinde Konsey’e vermiş olduğu görüşte başvuruyu uygun bulmuştu.

12-13 Aralık 1997 tarihli Lüksemburg Zirvesi’nde ise Kıbrıs ile tam üyelik müzakerelerinin başlatılması yönünde karar alınmıştı. Alınan karar üzerine, 30 Mart 1998’de AB-Kıbrıs arasında tam üyelik müzakereleri başlamıştı. Yapılan müzakereler sonucunda 1 Mayıs 2004 tarihi itibarıyla Kıbrıs, Avrupa Birliği’ne tam üye olmuştu.

Görüldüğü gibi Kıbrıs Türkleri ve KKTC, Kıbrıs Cumhuriyeti-AB ilişkilerinin ve müzakerelerinin başından beri dışında kalmıştır. Buna rağmen KKTC, narenciye başta olmak üzere bir takım ihraç ürünlerini başta İngiltere olmak üzere bazı AB ülkelerine satabiliyordu.

1974 sonrasında, Topluluğa üye bazı devletler ve özellikle İngiltere ile Almanya, Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nın verdiği ancak ‘Kıbrıs Türk Federe Devleti’ veya ‘Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ adına düzenlenmemiş Bitki Sağlığı Belgesi (Phytosanitary Certificate) tahtında tarım ürünlerinin ihracatına izin vermeye devam ettiler.

İngiltere gümrük yetkilileri ise Kıbrıs Türk yetkilileri tarafından vurulan ve eski ‘Kıbrıs Gümrük Otoritesi’ adına düzenlenen dolaşım belgelerini de kabul etmekteydiler. Buna dayanak olarak ise, Ortaklık Anlaşması’nın 5. Maddesi gösterilmekteydi. Anılan maddeye göre, ‘Akit taraflar arasındaki ticarete ilişkin kurallar Kıbrıs vatandaşları ve şirketleri arasında ayrımcılık yapılmasına yol açmayacaktı.

1983 yılında KKTC’nin ilanının ardından, Kıbrıs Cumhuriyeti hükümeti gümrük mühürlerini değiştirdiğini ve bundan böyle, Ortaklık Anlaşması hükümleri çerçevesinde gerçekleşecek olan ticarete bu mühürlerin uygulanacağını Topluluk Üyesi devletlere bildirmişti. Bunun üzerine Konsey ve Komisyon, yeni mühürlerin üye ülkeler tarafından kabul edilebileceğini belirtmesin karşın, Kıbrıs Türk yetkilileri tarafından kullanılan mühürlerin iptal edileceğine karar vermemişti. Ancak, Komisyon’un tarım ile ilgili Genel Müdürlük direktörü Guy Legras, 5 Aralık 1989 tarihinde üye ülkelerin daimi temsilcilerine bir yazı göndererek Kıbrısla ilgili olarak kabul edilecek belgeleri düzenlemeye münhasıran Kıbrıs Cumhuriyeti yetkililerinin hakkı olduğunu belirtmişti. Anılan yazı üzerine, KKTC’den narenciye ürünleri ithal eden iki Hollanda kökenli şirket, ilgili yazıya karşı AET Antlaşması’nın 173(2) maddesi tahtında (yeni AT-A 230(4)) iptal davası açmıştır. ATAD, 13 Haziran 1991 tarihinde verdiği kararda, ortada dava konusu olabilecek bir ‘karar’ın yokluğundan bahisle, davayı reddetmişti. Mahkeme’nin kararı sonrasında, üye ülkeleri bağlayıcı bir Komisyon kararından söz edilemeyeceği cihetle, İngiltere ve Almanya, Kıbrıs Türk Yetkililerinin düzenlediği dolaşım belgelerini kabul etmeye devam etmişti.

21 Mayıs 1992 tarihinde, SP Anastasiou (Pissouri) Limited ve 12 diğer Kıbrıslı Rum narenciye üretici ve ihracatçısı; Topluluk hukukunun öngördüğü resmi otoritelerin belgeleri olmaksızın, Kuzey Kıbrıs’tan tarım ürünleri ithalatına izin vermelerini içeren işlemleri için İngiltere Tarım, Balıkçılık ve Gıda Bakanlığı’na (Minisry of Agriculture, Fisheries and Food) İngiltere Yüksek Mahkemesi önünde dava açmıştı. Mahkeme, Ortaklık Anlaşması ile ilgili maddelerin yorumu için Davayı ön karar prosedürü çerçevesinde ATAD’a (Avrupa Topluluğu Adalet Divanı) göndermişti. Anılan davada ATAD, Ortaklık Anlaşmasına ekli Menşe Protokolu’nda (Origin Protocol) yer alan “ihracatçı devletin gümrük yetkilileri” hükmünü yorumlamaya davet edilmişti. Ön karar prosedürü sırasında İngiltere ve komisyon, Ortaklık Anlaşması hükümlerinin Kıbrıs’ın fiili bölünmüşlüğü ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ve Adanın bütün topluluğununun çıkarlarına adil bir biçimde hizmet edecek şekilde yorumlanması gerektiğini ileri sürmüştü. İngiltere ve Komisyon’a göre bu durum, KKTC’ni bir devlet olarak tanınması anlamına da gelmez. Ancak ATAD bu iddiaları kabul etmemiş ve uluslararası topluluk tarafından kabul edilmemiş bir oluşum tarafından (KKTC) ısdar edilmiş dolaşım belgelerinin Menşe Protokolu ile oluşturulan sistemin özüne aykırı olacağı kararına varmıştır. ATAD, kararında devamla Bitki Sağlık Belgesi (Phytosanitary Certificate) konusuna da değinmişti.

ATAD’ın yorumu sonucunda İngiltere Yüksek Mahkemesi de Kıbrıs’dan ithal edilecek patates ve narenciye ürünlerinin Kıbrıs Cumhuriyeti tarafından yetkilendirilmiş otoritelerin düzenlediği belgeleri taşıması gerektiğine karar vermiştir.

Böylece eski adı ATAD yeni adı ABAD olan kurum tarafından KKTC’ye haksız bir ambargo uygulanmaya başlamıştı.

Brexit neticesinde İngiltere’nin AB’den çıkması, KKTC’ye ihracat ve vize kolaylığı dahil bir çok konuda büyük imkanlar sağlayabilecektir.

KKTC, artık eskiden olduğu gibi Ticaret Odası belgeleri ile İngiltere’ye mal ihraç edebilecektir.

İngiliz vatandaşları özellikle Orams Davası diye bilinen mahkeme kararı neticesinde KKTC’den emlak almaktan vaz geçmişlerdi. Brexit kararı ile Orams davasının hukuki sonuçları ortadan kalkabilir ve İngilizlerin Ada’ya ilgisi artabilir.

En önemlisi de İngiltere vasıtası ile KKTC’ye uygulanan Hava Ambargosu delinebilir. Böylece İngilterede kurulmuş olan herhangi bir Havayolu Şirketi KKTC-Ercan’a uçabilir.

Brexit’in KKTC’ye büyük faydaları olacağına inanıyoruz.

 

Prof. Dr. Erhan Arıklı

Kırgızistan Arabayev Üniversitesi Öğretim Üyesi




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir