Gine Körfezinde Stratejik denklem

Atlas Okyanusu’nun güneybatısında kalan girintisi Gine Körfezi olarak adlandırılmaktadır. Gine Körfezi yaklaşık 600 kilometre karelik bir alanı kaplamaktadır ve bölge çok zengin doğal kaynaklara sahiptir.  Körfez, Kuzeybatı Afrika’dan başlayarak; Senegal, Gambia, Gine Bissau, Gine Conakry, Sierra Leone, Liberya, Fildişi Sahilleri, Gana, Togo, Benin, Nijerya,  Kamerun, Ekvator Ginesi, Sao tome ve Principe, Gabon, Kongo, Demokratik Kongo ve Angola ülkelerinden oluşmaktadır. Gine Körfezi, deniz ticaretinde yoğun olarak kullanılan bir bölge olmasından dolayı birçok güvenlik sorununa sahiptir. Bunlardan bazıları, korsan faaliyetleri,petrol kaçakçılığı, kaçak avlanma, ilaç kaçakçılığı, uyuşturucu kaçakçılığı, sigara kaçakçılığı, silah kaçakçılığı olarak sıralanabilir.

Dünya petrolünün yaklaşık %10’unu Afrika kıtasından sağlanmaktadır. Kıtada üretilen petrolün yarısı Gine Körfezi’nden, diğer yarısı ise Kuzey Afrika ülkelerinden elde edilmektedir. Bölgedeki tüm büyük petrol şirketleri Gine Körfezi’nde yer almaktadır. Gine Körfezi’nin küresel enerji arzındaki payı son 20 yılda giderek artmıştır.  Afrika kıtasında ispatlanmış petrol ve doğal gaz rezervlerinin yaklaşık %86’sı bu bölgede toplanmıştır. Nijerya ve Angola bölgenin en büyük hidrokarbon rezervlerine sahip ülkeleridir. Nijerya’nın ülke gelirlerinin %80’inden fazlası, Angola’nın ise ülke gelirlerinin %80’i hidrokarbon kaynaklarından elde edilmektedir. Ayrıca körfez enerji tüketicisi olan ülkelerin enerji kaynakları ithalatında oldukça önemli bir hisseye sahiptir. Bu yüzden küresel düzeyde politika üreten güçlerin bölgeye ilgisi her geçen gün artmaktadır.

Avrupa Birliği Konseyi, 17 Mart 2014’te yayınladığı Avrupa Birliği Gine Körfezi Strateji Belgesi”nde bölgenin Avrupa Birliği’nin petrol ithalatındaki payının %10, doğal gaz ithalatındaki payının ise %4 olduğunu belirtmiştir. ÖzellikleUkrayna kriziyle başlayan Avrupa Birliği’nin Rusya’ya olan enerji bağımlılığının sorgulanması Avrupa Birliği’nin ilgisinibu bölgeye çekmektedir. Avrupa Birliği 2013’te ilan ettiği Gine Körfezi’nde Kritik Deniz Yolları Programı ile bölge ülkelerine eğitim desteği vermiş ve istihbarat paylaşım ağı kurmak suretiyle bölge güvenliğine katkı sağlamayı hedeflemiştir.

Çin için bölge önemli bir tedarik sahasıdır. Çin petrol ithalatının %19’unu Gine Körfezi’nden yapmaktadır. Ayrıca Çin’in devlet destekli şirketlerinin bölgedeki hidrokarbon yataklarına yaptığı yatırımlar, Çin’in bölge ülkeleri ile olan ikili ilişkilerini artırmaktadır.

ABD’ye baktığımızda, ABD’nin son yıllarda enerji kaynaklarında dışa bağımlılığı azaltma çabaları nedeniyleGine Körfezi’nden yaptığı hidrokarbon ithalatı azalmıştır. Buna rağmen ABD’nin ithalatı Basra Körfezi’nden yaptığı ithalatın neredeyse iki katıdır ve bu oran ABD petrol ithalatının %15’ine tekabül etmektedir. ABD’nin, Chevron, Exxon Mobil gibi şirketlerinin bölgedeki hidrokarbon yataklarındaki faaliyetleri nedeniyle ABD bölgedeki istikrarın sağlanması için çaba harcamaktadır. 2012 yılında ABD öncülüğünde AB ülkeleri ve bölge ülkelerinin katılımıyla gerçekleştirilen Obangame Egzersizi buna örnektir. ABD 2006yılından bu yana Afrika İşbirliği İstasyonu Programı çerçevesinde bölgeye eğitim ve maddi destek sağlamaktadır.Washington bölgedeki her ülkeye devriye botu temin etmiştir.

Fransa bölge ülkelerine eğitim desteği sunarak Ekvator Ginesi’nde bir deniz akademisi kurmuştur.

Son olarak Türkiye’nin bölgeye ilgisi çok yenidir. Buna rağmen  Türkiye, 2014 yılında Barbaros Türk Deniz Görev Grubu ile Batı Afrika’da; Senegal, Gambia, C.I, Nijerya, Togo, Orta Afrika’da; Kamerun ve Gabon’u ziyaret etmiştir. Gambia ve Nijerya’da güvenlik konusunda eğitim vermiş ve ülkelere insani yardımda bulunmuştur. Ayrıca ABD öncülüğünde Senegal’de başlatılan, deniz güvenliğini sağlamak üzere yapılan çalışmalardan biri olan Saharan Express Tatbikatı’nda, Türk Deniz Kuvvetleri askeri eğitim veren personeli ile katkı sağlamıştır. Ana Vatanda Güvende Olmak için, Denizde Güçlü Olmak, Dünyada Söz Sahibi Olmak için, Tüm Denizlerde Var Olmakstratejisinden hareketle Türkiye’nin bu bölgelerdeki faaliyetleri önem kazanmaktadır.

Dr. Hakan ARIDEMİR




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir