İdlib Krizi

Suriye’deki krize ne isim verirseniz verin ama dikkate alınması gereken bir şey vardır ki o da krizin bölgedeki en kanlı ve en şiddetli krizlerden biri olmasıdır.

Maalesef demokratik ilkelerin korunması için başlatılan “Arap Baharı” ondan daha önce de ‘demokrasi’ ve ‘insan hakları savunması’ sömürgeci devletlerin elinde bir silah haline geldi.

Kuşkusuz dini, mezhebi ve etnik farklılık aslında bir zenginliktir insanoğlu için ve devletlerin kültürel bakımdan kalkınmasının ateşleyicisi, hatta göstericisidir.

Ama bu potansiyel doğru kullanılmadığında, farklılık çok ciddi bir tehlike kaynağı haline geliyor daha doğrusu getiriliyor ki, bunu Suriye’de yaşıyoruz.

Bugün, Suriye’deki kriz çözüme yakın olsa da kritik bir noktadayız. Bu nedenle İdlib sorununun, Suriye krizinde en zor konularından biri olduğunu söyleyebiliriz.

Türkiye, İran ve Rusya sorunu çözmek için ortak çaba sarf ediyor ve  her devletin soruna yönelik  farklı bakış açısı var.

Suriye’deki krizin ilk gününden bu yana Türkiye, bu krizi sadece politik boyutta değil insani boyutta da ele almıştır. Böyle olmasaydı, bugün Türkiye’de en az 3,5 milyon Suriyeli mülteci olmayacaktı.

Türkiye’deki ve komşu devletlerdeki mülteci kamplarını gezen ve gören biri olarak   Türkiye’nin Suriyelilerin hayata ve çevreye entegrasyonu için tüm koşulları sağladığını söyleyebilirim.

Ne yazık ki zaman zaman Türkiye, özellikle ABD kulislerinde Suriye siyasetinde değişiklik yaparak ‘İran ile Rusya çıkarlarını sürdürmek’le suçlanıyor.

Ama konuya biraz farklı açılardan bakarsak bunun hiç de böyle olmadığı görebiliriz.  Daha önce söylediğim gibi Türkiye, Suriye Krizi’ni her zaman insani kriz olarak gördü ve bugün de bu prensipte zirvelerde dolaşıyor.

Ne İran ne de Rusya, Suriye’de uzak görüşlü politika yürütemedi.  İran ve Rusya’nın Şam politikası uzak görüşlü politika sınıfında olsaydı, çatışma başladığında Suriye’deki çatışmaların önlenmesi için Esed Yönetimi’ne muhakkak bir alternatif bulurlardı.

Bugün her üç devletin de Suriye krizini, özellikle İdlib’deki krizi çözme çabalarına rağmen Tahran ve Moskova konuya duyarlı  davranmamakta.Bu en azından insani politika için böyle… Her iki devlet (Rusya ve İran) Suriye’de sadece kendi  çıkarıları için çaba harcamakta.

Tahran ve Moskova geçmişte yapmış oldukları hataları bir daha yapmamalı diyorum. Zira şu an ellerini güçlendirdiği ve ABD’yi safdışına ittikleri İdlib Krizi’nin siyasi çözümü yakın zamanda olmazsa bu kez Türkiye sahneyi tek başına devralacak.

Acem Oyunu olarak görülebilecek şu son sahne dikkat çekici… Tahran Zirvesi’ni canlı yayında vermekle ne hedeflediler bilemeyiz ama o masadan en kazançlı çıkan lider Recep Tayyip Erdoğan oldu. Onun için bir zahmet artık daha ciddi bir çaba göstermeye çalışmalıdırlar.

Rufiz Hafızoğlu




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir