Model Ülke Arnavutluk

Arnavutluk’a dair yapılacak analizlerin birçoğunda karşınıza komünizm ve sonrası olarak iki temel dönem çıkıyor. Ayrıca her iki dönemin içerisinde de Arnavut Milliyetçiliği üzerinde ısrarla durulan bir sosyal bileşken. Özellikle komünizmin sonrası ülkeye giriş yapan kapitalist yaşam tarzı ve yatırımlar ülkenin çehresini hızla değiştirmekte. Başkent Tiran da dahil olmak üzere şehirlerin çok belirgin bir şekilde farklı tarihi yüzleri var. Bir yanda Arnavut milliyetçiliğinin simge ismi İskender Bey’in heykelinin bulunduğu meydan, diğer yandan İtalyan işgali sırasında yapılmış tarihi meydan ve binaları, komünizm dönemi sıkı devlet yönetiminin eseri olan ve şimdilerde birkaçı müzeye çevrilmiş sığınaklar diğer yanda ise kapitalizmin sermaye girişi ile son 20 yılda varlık göstermeye başlayan büyük oteller, alışveriş merkezleri ve eğlence mekânları. Tüm bunların bir arada olduğu Arnavutluk dinler açısından da zengin bir birlikteliğe sahip. Başkent Tiran’da, büyük bir Ortodoks kilisesinin yanında Katolik kiliseleri, Türkiye Diyanet Vakfı tarafından inşasına devam edilen büyük Tiran Namazgâh Camii ve oldukça büyük bir Bektaşi Dergâhıyaklaşık 1 kilometrekarelik alanda varlıklarını birlikte sürdürmektedir.

En açık ifadeyle Arnavutluk, bir zenginlikler ülkesidir. Buradaki zenginlikten kasıt, şüphesiz tarihi, kültürel ve dini bir çeşitliliktir. Tüm bu zenginlikler, aslında ülke insanınınçoğulculuk içerisinde bir arayış içerisinde olduğunun çok açık birer örneği halinde şehrin sokaklarını süslemektedir.

Söz konusu arayışın siyasi alandaki tezahürü geçtiğimiz günlerde kendini iki örnek ile gösterdi. Ekim ayında Brüksel’de gerçekleştirilen AB zirvesinde, AB Konseyi Arnavutluk ve Kuzey Makedonya’nın üyelik müzakerelerine başlaması konusunda ilgili devletler nezdinde olumsuz bir karar aldı. 1991 sonrası hızlı bir kapital merkezi haline gelen Balkanlar, Avrupa Birliğine dahil olarak hızlı bir kalkınma ve gelişmişlik düzeyi arzusuna girdi. Ekim ayında Brüksel zirvesinden gelen olumsuz karar, Arnavutluk ve Kuzey Makedonya’yı hayal kırıklığına sürükledi. Yukarıda bahsedilen arayış çerçevesinde, her ne kadar AB’den beklenilen cevap alınamasa da bu iki ülke Sırbistan ile birlikte içinde bulunduğumuz Kasım Ayında Kuzey Makedonya’nın Ohri şehrinde bir araya gelerek insan, mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımını oluşturmak adına bir dizi çalışmalara başladı. Batı Balkanlarda oluşturulacak bu “Küçük Schengen” ile bölgesel bir işbirliğinin geliştirilmesi hedeflenmekte. Bosna Hersek ve Karadağın ise ilerleyen zamanlarda anlaşmaya katılması beklenmektedir. Kosova ise Avrupa-Atlantik perspektifini herhangi bir bölgesel girişimle değiştirmek istemediğini ifade ederek bu toplantıya katılmayı reddetmişti.

Siyasi arayışın ikinci adımında ise geçtiğimiz Ekim ayı başında Kosova’da yapılan erken seçimi kazanan Kendin Karar Al (VV) Hareketi ve lideri ALBİN KURTİ var. Kosova’nın kendi kaderini kendisinin belirlemesi gerektiğini vurgulayan “Kendin Karar Al Hareketi” Kosova’nın devletleşmesini tamamlama ve Sırbistan ile ilişkileri konusunda uluslararası baskılara maruz kalmadan kendi halkının istek ve çıkarları doğrultusunda hareket etmesi gerektiğini öne sürmektedir. Kendin Karar Al Hareketinin Arnavutluk’ta bir şubesini açması Arnavutluk siyasi hayatına yeni bir aktörün girme ihtimalini doğurmuş oldu. Kosova’da demografik yapının çok önemli kısmını oluşturan etnik unsurun Arnavutlar olduğu göz önünde bulundurulduğunda Arnavutluk’ta şubesi açılan ve Kosova’da birinci parti konumunda olan Kendin Karar Al Hareketinin Arnavutluk’ta da etkin olup olamayacağı merak konusu haline gelmiştir. Her iki ülkenin hem çoğunlukla aynı etnik unsura sahip olması hem de aynı siyasi hareketi bünyesinde barındırabileceği ihtimali Arnavut Milliyetçiliğinin ve devamında Büyük Arnavutluk Tezinin elini oldukça güçlendirmektedir. Bir yanda yine önemli sayıda Arnavut unsura ev sahipliği yapan Kuzey Makedonya ile bölgesel işbirliğine-Küçük Schengen’egirişmiş olması diğer yandan da yine önemli sayıda Arnavut unsuru içinde barındıran Kosova’nın yükselen siyasi akımı ile tanışması ülkedeki siyasi arayışı tek bir noktada birleştiriyor; Arnavut Milliyetçiliği.

Gelinen bu noktada da Arnavut Milliyetçiliğinin olası bir yeni politik düzlem içerisinde tek başına gerekli birleştirici harç olma gücünü gösterip gösteremeyeceği yeni tartışma konusu. Burada ise başka bir aktör düzleme dahil oluyor; Ekümenik Bektaşilik. Yukarıda bahsedildiği gibi Arnavutluk’un başkenti Tiran’da Dünya Bektaşiliğinin Merkezi olarak 2015 yılında yeni binası da inşa edilen büyük bir Bektaşi Dergâhı bulunmaktadır. Bektaşi Dergâhını önemli hale getiren durum ise Bektaşiliğin Hacı Bektaş Veli’den kaynaklanan, yeryüzündeki varlıklara kendine dönük olmayan, egoist olmayan bir koşulsuz sevgiyle yaklaşılması düsturunun ön planda tutulmasıdır. Ekümenik Bektaşilik, bir yandan Arnavutluk için bulunduğu bölgede tüm zenginlik ve farklılıklar ile birlikte ayakta tutan manevi bir harç olurkendiğer yandan Arnavutluk’u Bektaşi inancının yaygın olduğu Adriatik Denizi’nden Çin Seddi’ne” kadar başka ülke ve bölgeler özelinde de önemli bir aktör haline getirecektir.

Tüm zenginlikler ve farklılıklar içerisinde bir arayışta bulunan Arnavutluk, aslında sahip olduğu bu manevi harç ile hem kendi içinde hem de etrafındaki bölgede düzenleyici bir aktör olarak siyaset sahnesinde kendini gösterebilir. Ilımlı Milliyetçilik olarak da kavramsallaştırabileceğimiz milliyetçiliğin liberalize edilmiş ve sosyalleştirilmiş tarzı tüm siyasi ve sosyal anlaşmazlıklara rağmen Balkanlar ve aslında Avrupa için yeni bir model olabilir. Bu kapsamda olası bir Arnavut Milliyetçiliği ve Bektaşilik kombinasyonuArnavutluk’u Balkanların yükselen bir yıldızı haline getirebilir.

Hakan ARIDEMİR, Burak BINARCI-Tiran/Arnavutluk




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir