Soğuk Denizlere Çıkmak İdeali, Arktika Bölgesinin Önemi

Kuzey Kutup Bölgesi, bazı kaynaklarda geçen adıyla Arktika Bölgesi, Kuzey Kutup Noktası’nı da içine alan buzullarla kaplı bir bölgedir. Bölge daha yeni keşfedilmeye başlanan ve keşfedildikçe içinde var olan zenginlikleri fark edilen bir coğrafyadır. Gerek yeraltı zenginlikleri gerek yer üstünde sağladığı kolaylıkları elde etmek adına birçok devletin çalışmalar yaptığı bilinmektedir. Bu çalışmalarda bölgenin sahip olduğu petrol, doğalgaz ve değerli madenler ile dünyamıza uzun yıllar yetecek miktarda kaynak barındırdığı belirtilmektedir. Aynı zamanda buzulların küresel ısınmayla erimesiyle birlikte kıtalar arasında Arktik bölge üzerinden alternatif ulaşım yolları oluşmaya başlamıştır.

Bölgede bulunan buz kütleleri araştırma yapmayı zorlaştırmaktadır, açıkçası bölge farklı ticaret yolları olmasından ve kaynak sıkıntısı çekmeyen geçmiş yüzyılların insanları tarafından araştırmaya değer bulunamamıştır. Ancak özellikle ticaretin gelişmesiyle birlikte Uzakdoğu’ya giden yeni ticaret yolları aranmaya başlamasıyla birlikte bölgeye olan ilgi başlamıştır. Yapılan seferler sonucu İngiltere ile Rusya arasındaki ticarette kolaylıklar sağlanmıştır. 1700’lerde Bering Boğazı’nın keşfedilmesi Amerika kıtası ile Asya kıtasındaki ülkelerin birbiriyle ilişkisini güçlendiren bir durum yaşatmıştır. Amerika Birleşik Devletleri’nin dünya düzenine katılımı ve diğer ülkelerle ticarete başlamasıyla birlikte ABD 1800’lerde bölgeyi araştırmaya başlamış ve sonucunda Greenland, Rogent Körfezi ve Baathia Körfezi keşfedilmiştir. Bu bölgeden yapılan ticaret sonucu varılmak istenen noktaya daha kısa yollardan ulaşıldığı gözlemlenmiştir ve bu amaçla çalışmalar başlamıştır.

Bölgenin yarısının kendi egemenlik sahasında olduğunu belirten Rusya, 1900’lerde kurduğu gözlem istasyonları ile bu bölgeden geçişi kolaylaştırmaya başlamış ve bölgede aktif hale gelmeye başlamıştır. Özellikle 2. Dünya Savaşı esnasında ABD’den SSCB’ye mühimmatın bu yolla taşınması bu bölgeden yapılacak ticaretin tercih edilebilir olmasına yardımcı olmuştur.

Günümüzde yaşanan iklim değişiklikleri özellikle sera gazının havaya yayılmasıyla birlikte Yerküre’nin gittikçe ısınması bilim adamları tarafından dikkatle gözlemlenmektedir. Bölgede her kış ayında artan buzul miktarı yaz ayıyla birlikte belirli miktarlarda erime göstermektedir. Ancak geçtiğimiz her bir yılla birlikte bu erime miktarındaki artış buzulların tamamen erime riskiyle karşı karşıya kalınmasına sebebiyet vermiştir. Oldukça olumsuz sonuçlar doğurabilecek bu durumla birlikte devletlerin bölgedeki kaynakları daha rahat araştırabilmesine olanak vermiştir. 2008 yılında ABD’de yapılan ABD Jeolojik Araştırması’na göre Arktika Bölgesi’nde 90 milyar varil petrol, 47 trilyon metreküp doğalgaz ve 44 milyar varil doğalgaz sıvısı rezervinin olduğu belirtilmektedir. Bu rakamlar, 2013 yılı itibariyle dünyanın kanıtlanmış petrol rezervlerinin (1.7 trilyon varil) yaklaşık % 6’sına ve dünyanın kanıtlanmış doğalgaz rezervlerinin (187 trilyon metreküp) dörtte birine denk gelmektedir. Bu rezervlerin büyüklüğü Türkiye’nin petrol tüketimini yaklaşık 330 yıl, doğalgaz tüketimini 1000 yıl karşılayacak seviyede olması bölgenin ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Türkiye’nin Bölgeye ilgisi çok yenidir ve önümüzdeki yıllarda artarak devam edeceği beklenmektedir.

Dr. Hakan ARIDEMİR




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir