Stratejik denklemin stratejik ülkesi Nijerya

Afrika’nın stratejik ülkesi Nijerya, ABD’nin 6. büyük petrol kaynağı. 180 milyonluk nüfusu ile dikkat çekiyor. Batı Afrika’da kıyısı olan bir ülke. Fakat ülkenin dağlık olması kıyı kesimini etkili kullanamamasına neden oluyor. Kıyıdan içeriye doğru bir yol da yok zaten. Nüfusun büyük bir kısmı, ülkenin Kuzeydoğusunda. Kamerun, Çad ortasında yeralan Çad gölü etrafında. Ulaşımın büyük bir kısmı Kamerun üzerinden gerçekleşiyor. Çünkü Nijerya’nın kendi limanlarından ülkenin iç kesimlerine ulaşmak Duala’dan(Kamerun liman kenti) ulaşmaktan daha zor. Dağlık bir bir ülke yol yok. Eyalet halinde yönetimi var bu bu bölgenin. Ve Boko Haram’ın yerleşik olduğu yer burası. Nijerya’nın neredeyse tüm ihtiyaçları Duala üzerinden sağlanıyor.

Nüfüsu ağırlıklı Müslüman.

Nijerya için kaynaklar kasıtlı bir şekilde Hristiyan ve Müslüman ayrımı yapmıyor. Müslüman nüfusu az gösterbilmek için yapılıyor bu. Resmi açıklamalarında halkın Yüzde 40’ı Müslüman olarak açıklıyorlar. Ama halk ‘yüzde 60’a kadar Müslümanız’ diyor. Afrika’nın en yoğun nüfusunun olduğu ülke.

Kamerun’da Bakassi Bölgesi doğalgazın ve petrolün en yoğun olduğu bölge. Kamerun ile Nijerya arasındaki sınır bölgede yeralıyor. Çok uzun süre iki ülke arasında tartışmalara neden oldu. BM 2012 yılında bölgenin Kamerun’a ait olduğunu tescil ettirdi. BM nezlinde sorun çözülmüş görünüyor. Ama Nijerya bölgenin kendine ait olduğu yaklaşımından vazgeçmiş değil. Çünkü bölgede 2 milyona yakın Nijeryalı var.

Bakassi Bölgesi’nde çok miktarda doğalgaz ve petrol kaynakları içeriyor. Ama ortadaki sorun yüzünden kaynaklar kullanılamıyor. Kamerun Devlet Başkanı Poul Biya BM’nin ‘Kamerun toprağıdır’ diye tescil ettirmesine rağmen o bölgedeki kaynakları işlememe ilkesi kararı aldı. Muhammed Buhari 2015 Mayıs ayında seçildiğinde Temuz ayında büyük bir devir teslim töreni düzenledi. Bütün bölgedeki Cumhurbaşkanlarını çağırdı. Kamerun Devlet Başkanı Paul Biya bu davete katılmadı. Halbuki Nijerya için komşu Kamerun vazgeçilmez bir ülke idi. Biya davet sonrasında “ben seni ülkeme bekliyorum. Sen yeni seçilmiş bir Cumhurbaşkanısın; Ben 32 yıldır bu ülkenin bu bölgenin lideriyim. Ben seni davet ediyorum” mesajı gönderdi. Nijerya’nın çiçeği burnundaki Cumhurbaşkanı Buhari hiç tereddüt etmeden iyi niyetini göstermek için Ağustos ayında ilk ziyaretini Kamerun’a yaptı. Kamerun Buhari için özel bir karşılama töreni ile büyük bir jest yaptı. Kamerun yetkilileri ‘bu kadar sıcak bir karşılama töreni olmadı’ yorumunu dile getirdi. İlk defa Nijerya ile Kamerun arasında ekonomik ticari siyasi alanlarda bir yakınlaşma oldu. Yakınlaşma Batı’yı tabiki inanılmaz rahatsız etti. ‘Eyvah ne oldu bölge elimizden gidiyor mu?’ Diye tedirgik yaşadılar. Çünkü bölgede ne kadar çok sorun olursa Batı’nın bölgeye hakimiyeti özellikle enerjiye yeraltı kaynaklarına hakimiyeti kolaylaşıyor. Bölgedeki birlikler beraberlikler çok ciddi şekilde Batı için probleme sebep oluyor.

Bati Afrika’nın 3 ülkesi Nijerya-Kamerun-Çad arasında büyük bir ırksal geçirgenlikte var. 3 ülkede bulunan kabileler var. Pörl kabilesi her üç ülkede var. Nijerya’nın Younde Büyükelçisi ile Kamerun’un Maliye Bakanı aynı dili konuşuyor. İkiside Pörl kabilesinden. Biri bir ülkenin bakanı diğeri o ülkenin büyükelçisi. İkisi bir araya gelince Pörl dilini konuşuyor.

Nijerya geçimi ithalata dayalı bir ülke. Ülkesinin ürünlerinin yüzde 40-50’si Kamerun üzerinden ithal ediliyor. Bu bölgede çok ciddi bir şekilde dayanışma ve işbirliğini şart hale getiriyor.

Aslında bakıldığında Bakassi probleminin ortaya çıkmasında en temel sebeplerinden birisi bu birlikteliği bu dayanışmayı ekonomik yardımlaşmayı engellemek ve kontrol etmek. Halbuki iki ilkenin birbirlerine ihtiyaçları var. Düşünün Nijerya’nın çok yüksek miktarda elektrik ihtiyacı var Kamerun’un ise çok ciddi anlamda hidroelektrik kaynakları bulunuyor.Nijerya’nın tarımsal üretimi yok; Kamerun’un ise çok ciddi tarımsal potansiyeli var. Birinin üretim yapacak nüfus kabiliyeti var diğerinin beslemesi gereken nüfusu var. Bunlar tamemen birbirini tamamlaycı ve bütünleyici unsurlar.

Boko Haram aracılığı ile iki ülke arasındaki gerginlik maksimum seviyeye çıkıyor. Boko Haram’ın Nijerya’da ortaya çıkıp Kamerun’da gizlendiği iddiası var. Batıların iddiası “Boko Haram daha çok Kamerun’un kuzeyinde kamp kurup orda korunuyor.” Bölgenin coğrafi-etnik özellikleri sadece bu iddiaları kolaylaştırıyor. Söylemin gerçekliğine yönelik ise hiçbirşey yok. Nijerya’ya ise şöyle bir telkin var. “Eğer Boko Haram’ı yok etmek istiyorsan Kamerun’a girip yerinde yok etmen gerekiyor” Kamerun Nijerya askerinin ülkesine girmesine kesinlikle izin vermiyor. Bu Nijerya’nın tepkisine neden oluyor ve “sen bu teröristleri besliyorsun koruyorsun” diyor.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Şubat 2016’da gerçekleştirdiği Afrika gezisine Nijerya yeralırken Kamerun’un es geçilmesi Hariciye teşkilatımımızın bir kazası. Bölge fırsatlar bir o kadar cadı kazanı gibi. Kamerun ve Nijerya birbirini tamamlayıcı ve stratejik ülkeler. Sayın Cumhurbaşkanı’nın ziyaretine Kamerun’un da eklenmesi bir çok fırstaı oluşturabilirdi.

Türkiye terör konusunda tecrübe sahibi. Bir o kadar yatrım konusunda, sanayileşme ve lojistikte. Afrika’nın Batı ile ilişkilerinde çok ciddi bir rehberlik yapabilir. 1963’de başlayan AB ilişkileri sürecimiz Türkiye açısında önemli bir deneyim kattı. Büroksiyi müzakare yapmayı, gücünü tanıma gibi karekterlerini geliştirdi. Afrikalı’nın en büyük eksikliği birincisi kendisini tanıma ikincisi ie nelere imkanı var nelere muktedir bunları ayıretme yeteneğini öğrenmesi gerekiyor. Türkiye bedeli ağır olmak üzere bu süreçleri atlattı. Yani iyi bir klavuz. Bölgenin tamamlayıcı ülkesi Türkiye. Afrika’nın Türkiye sempatisinden biri de bu. Türkiye bu birikime sahip bu kabiliyete sahip. Ve bu süreçten geçmiş bir ülke. Afrikalı bizzat gelerek görmüş. En kuvvetli kılan unsurlardan biri Türkiye’nin emperyalist bir emeli yok. Türkiye’nin başka ülkelerin değerleri ve kaynakları üzerinde kendine has gizli bir gündemi yok. Türkiye tecrübesiyle bilgisiyle birikimiyle tek yönlü değil çift yönlü kazan kazan modeliyle hareket ediyor. Afrikalı’da bu berraklığını paylaşımcılığını Batı ile karşılaştırarak görmüş durumda. Bu zamana kadar ki Batı ve Orta Afrika’daki Batı ilişkisi hep tek yönlü işlemiş. Afrika’nın geri kalmasına fakir kalmasına aç kalmasına, kaynaklarının kullanamamasına neden olmuş. Bugün yeni bir aktör girmiş paylaşımcı tecrübesini getiren tabağındakini paylaşan bizdeki ‘komşusu açken uyumayan’ olgu Afrika’daki yeni bir kıvılcıma neden oldu. Türkiye bunun farkında mı? Afrika’nın olduğu kadar farkında değil. Türkiye Afrika’dan korkutulduğu için Türkiye Afrika’dan uzak tutulmak istendiği için biz Afrika’da ne olduğunu bilmiyoruz. Tabiki de Afrikalı için ne ifade ettiğimizi anlamıyoruz.

Afrika Batı’ya karşı Türkiye ile aslındabir alternatif geliştirmiş oldu. Ve kendi iddia ettiği Batı ile kaybeden konumundan sürekli verici olma konumundan bu defa paylaşımcı olma konumuna yükseliyor. Afrika Batı’ya ‘ben seni anladım seni farkettim. Ben kendi alternatifimi geliştirdim’ diyor. Yani kendi kimliğini orataya koyuyor.

Nijerya komşuları Çad ve Kamerun bir lojistik merkezi bir trafik kavşağı olma fırsatını elinde tutuyor. Afrika’nın Batı’sında eğer güçlü bir Troyka oluşturursa Batı’da istediği gibi bu bölgeyi sömürmeye devam edemeyecektir.

yd-20160302-nijerya-22-karsilama
(fotoğraflar cumhurbaşkanlığı)




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir