Trumpizm Afrika’ya karşı

ABD Başkanı Trump’ın neo-milliyetçi yaklaşımı Afrika’da taşları yerinden oynatacak. CEOkratik bakış sergileyen yeni yönetim, dış yardımları mercek altına aldı. Yardımların en fazla gittiği ilk on ülkenin 5’i Afrika ülkesi. Kıta’da çok bilinmeyenli bir denklem söz konusu. Daha şimdiden ABD yönetimi iklim değişikliği için Afrika’ya ödenecek 3 milyar dolarlık dilim askıya aldı. AIDS ile savaşmayı öngören PEPFAR programı sorgulanıyor. Daha önemlisi ithalatta Afrika’ya ayrıcalık getiren anlaşmanın iptal edilmesi süreci.

ABD yardımlarından aslan payını alan Afrika’da bütçelerini dış yardımlarla dengeleyen birçok ülke var. ABD’de Trump sonrası yaşanacak paradigma değişimi Türkiye’ye yeni bir alan açabilir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı son Afrika turu stratejik anlamlar içeriyor. Tanzanya bütçesinin yüzde 20’sini dış yardımlarla yapıyor. Mozambik’te aynı şekilde yardımlara bağlı. Madagaskar ise kurak bir yaz yaşadı yeni bir açlık dalgası kapıda.

ABD’de yaşanan yönetim değişikliği Kara Kıta Afrika’da büyük dönüşümün habercisi. Trump yönetimi, göreve gelir gelmez ABD’nin küresel ölçekli yardım programını sorgulamaya başladı. Yardımların kesilme ihtimali Afrikalıların fazlasıyla canını sıkıyor. Amerikan dış yardımlarının aslan payını Afrika ülkeleri alıyor. 2017 yılı için planlanan ekonomik ve asgari yardım sıralamasında yeralan ilk 10 ülkeden yarısı Afrika ülkesi.

ABD Başkanı Donald Trump, hızla Afrika ülkelerini korkutan korumacı ve içe kapanık adımlar atmayı sürdürüyor. AIDS ve Tüberküloz ile savaşmayı öngören PEPFAR programı sorgulanmaya başladı. Paris’te yapılan BM İklim Konferansı anlaşmasını imzalamasıyla başlayan sürecin askıya alınması gündemde. Bu anlaşma kapsamında oluşturulacak fonun ilk 10 milyar dolarlık kısmının 3 milyarını Afrika kıtasına verilmesi inisiyatifi havada kaldı.

Trump yönetiminin belki de Afrika’yı en çok etkileyecek adımı Afrika Büyüme ve Fırsat Anlaşması’nın devre dışı bırakılması ihtimali. Afrika ülkelerinden yapılan ithalata belli koşullar çerçevesinde kolaylıklar tanıyan bu anlaşma da yeni yönetiminin gündeminde. Zaten Afrika, 2016 yılında meta fiyatlarında yaşanan düşüşten fazlasıyla etkilendi. Eğer bu anlaşma da bitirilirse Afrika’yı daha da zor günler bekliyor.

ABD, Afrika’da ekonomik kalkınmasını yardımlar ve güvenlik mimarisi ördüğü bir stratejisi ile yürütüyor. Yardımlar ile kendine özel alan açıyor ve ulaşmak istediği kaynaklara rahatlıkla ulaşıyor. Bu anlamda ABD’nin Dışişleri Bakanı Marshall ile başlayan yardım stratejisi ciddi bir paradigma değişimine uğrayacak gibi gözüküyor. Çünkü Trump korumacı bir yaklaşımla “Neden Amerikalıların parasını Afrika’da harcayayım” diyor. Bu yaklaşım Afrika’da yaşanacak büyük değişimin de habercesi.

Tam bu dönemde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Tanzanya, Mozambik ve Madagaskar’a yaptığı gezi farklı kodları içeriyor. Gezinin ekonomik ayağını yanında stratejik derinlikleri var. Tanzanya, dış yardımlarla geçinen bir ülke. Bütçesinin yüzde 20’si dış yardımlardan oluşturuyor. ABD’nin 2017 yılında en fazla yardım yapacağı ligde 8. sırada. Mozambik’te bu ligte ilk sıralarda.

AFRİKA’NIN KIRILGAN ÜÇLÜSÜ

Her üç ülkenin dışa bağlı ekonomileri var ve yardıma muhtaçlar. ABD’nin yeni dönem korumacı yaklaşımı bu üç ülkeyi Afrika’nın en kırılgan üçlüsü haline getirebilir. Bu anlamda yardımlarını diğer Batı ülkelerinin aksine arttıran Türkiye, yeni dönemde farklı roller üstlenebilir. Büyük dönüşümün arefesinde Türkiye kıtada oyun değiştirici statüye yükselebilir.

Erdoğan’ın son durağı tarım ülkesi Madagaskar son 2 yıldır kuraklık yaşıyor. Ülkede yeni bir açlık krizi kapıda. Son olarak Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), bu 3 ülkenin de yeraldığı Doğu Afrika’daki kuraklığa ilişkin bir açıklama yaptı. 2017 yılının Şubat ayında yapılan açıklamaya göre, gıda fiyatları son bir yılda rekor seviyelere yaklaştı. Düşük gelirli çiftçilerin temel gıda maddelerini almakta zorlanıyor. Su sıkıntısı sonucu hayvanlar ise telef oluyor.

Madagaskar kuraklığın adeta pençesinde. Türkiye, Somali ile başlattığı yeni Afrika yaklaşımını Madagaskar ile devam ettirilebilir. 2011 yılının Ağustos ayında Erdoğan’ın bölgede yaşanan açlık ve kıtlıka dikkat çekmek için Somali’ye yaptığı seyahat, Türkiye’nin Afrika politikasında yeni bir dönemi başlattı. Bu yeni dönem Türkiye’nin Afrika’da stratejisini klasik ticari ve siyasi ilişkileri geliştirmek gibi bir çerçeveden farklı bir konuma getirdi. Ankara’nın Somali politikası Afrika konusunda bir test niteliği taşıdı. Türkiye Afrika’da sorun çözüm gücü ve bölgede başlattığı yeniden inşa çalışmalarının başarısını gösterdi. Açlık ve kuraklık ile karşı karşıya olan Madagaskar’da da bu tekrarlanabilir. Türkiye’nin arazide oluşturacağı değiştirici güç rolü, Afrika’daki etkinliğini daha da arttırabilir.

FARKLI BİR ROL ÜSTLENEBİLİR

2011 yılının Ağustos ayında Erdoğan’ın bölgede yaşanan açlık ve kıtlıka dikkat çekmek için Somali’ye yaptığı seyahat, Türkiye’nin Afrika politikasında yeni bir dönemi başlattı. Bu yeni dönem Türkiye’nin klasik ticari ve siyasi ilişkileri geliştirmek gibi bir çerçeveden farklı bir konuma getirdi. Ankara’nın Somali politikası Afrika konusunda bir test niteliğinde. (7) Türkiye’nin Afrika’da sorun çözüm gücü ve bölgede başlattığı yeniden inşa çalışmalarının başarısı zamanla ortaya çıkacak. Bu dönemde Türkiye’nin yeni bir paradigma değişimi ve kıtlık ile karşı karşıya kalan Afrika ülkelerine başlatacağı yeni dönem yaklaşımı farklı kazançları da beraberinde getirecek.

MURAT PALAVAR-GAZETECİ




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir