Tunus’ta Başkanlık seçimleri ve Türkiye

Ömer Faruk Doğan/Büyükelçi

2011 Arap Baharı ile Kuzey Afrika’da başlayan hareket, sebep ve sonuçlarıyla halen tartışılırken, Tunus’ta Yasemin Devrimi ile farklı bir boyuta evrildi. Tunus halkı birlik beraberlik ve egemenliğini kurgulanmış süreçlere teslim etmedi. Demokratikleşme adına başlatılan süreç halen Tunus da devam ediyor. Tunus o tarihten bu yana Koalisyonlar ve Ulusal Mutabakat Hükümetleri ile çok parçalı koalisyon hükümetleri ile bugüne dek geldi.

Özellikle 2014 troika hükümeti ve bu süreçten sonra Chartage I ve Chartage II Ulusal Mutabakat anlaşmaları ile ülkenin birlik ve beraberliğini muhafaza eden, Tunus Cumhurbaşkanı Sn. Beji Caid Essebsi ve özellikle Nahda Hareketi Lideri Rachid Ghannuşi’nin, batının tüm baskılarına rağmen ülkede birlik ve beraberliği, istikrarı muhafaza etmek için gösterdikleri özel özen, gayret ve kişisel konumlarından verdikleri fedakarlıkları yad etmeden geçmek haksızlık olur.

Tunus, 27 Temmuz 2019 sabahı Cumhur Başkanı Beji Caid Essebsi’nin vefatıyla (Allah Rahmet eylesin) yeni bir sürece girdi. Daha önce Tunus Halkın Temsilcilileri Meclisinde ön görülüp karara bağlanan Kasım ayındaki Başkanlık seçimleri bu beklenmedik vefat ile Anayasanın gereği olarak 15 Eylül 2019 olarak yeniden belirlendi ve bu hafta sonu Tunus Devlet Başkanlığı seçimlerinin ilk turunu gerçekleştirecek. Devlet Başkanı seçilebilmek için ilk turda %50+1 oy alınması gerekiyor, ancak mevcut siyasi konjonktür Devlet Başkanlığı seçimlerinin ikinci tura kalacağına işaret etmektedir. Libya ile Cezayir arasına sıkışmış, doğal güzellikleri ile zeytinyağı ve hurması ile meşhur 11.3 milyon nüfuslu Tunus, ülkemiz ve 2003 yılından bu yana titizlikle uygulamaya gayret ettiğimiz Afrika stratejimiz açısından büyük öneme haizdir. Buna 1564’den 1881 Fransız işgaline kadar sürçteki müşterek yaşamımız, her Tunus şehrinde Osmanlı’dan bir iz bir eser bulunan, kıtaya ismini vermiş olan “Afriqiyye” Tunus medeniyeti, Türk toplumu ve kültürüne nerede ise en yakın medeniyetlerden birisidir. Kendine özgü kimlik karakterlerini bugüne kadar koruyan Tunus ile ilişkilerimiz Osmanlı döneminde en üst seviyelere kadar yükselmiş Osmanlı Tunus’tan sadrazam ve vezirler edinerek (Hayrettin Paşa) iki toplumu kaynaştırmış bütünleştirmiştir.

Bugün itibariyle, ülkemiz ve Tunus açısından stratejik önem taşıdığını değerlendirdiğim Tunusu Sn. Cumhurbaşkanımızın yakından takip ettiğini haklı olarak önemsediğini ve izlediğini hep birlikte görüyoruz. Ancak, Kamu oyumuz ne kadar ilgileniyor ne kadar gündemimizde yer alıyor merak konusu. Ülke ile halen birçok ortak sorunumuz da var. Libya’da istikrarsızlık en çok Tunus’u ve bizleri ilgilendiriyor etkiliyor. Mülteci sorunu ise (Libyalı ve Suriyeli mülteciler) başlı başına ortak konumuz. Müşterek çözümler geliştirilmeye de gayret gösteriliyor. Libya sorunun çözümü öncelikle Suriye’de ki istikrara ve demokratikleşmeye bağlı olduğu biliniyor.

Batı kamuoyu Tunus’u ve Başkanlık seçimlerini çok yakından takip ediyor. Öneminin ve gelecekte Afrika Politikası açısından Tunusun değerinin farkında biz ne durumdayız. Fransız parlamentosu daha yeni Fransız Başbakanına Tunus seçimleri ile ilgili (Jean-Christophe Lagarde -UDI içeriğinden bağımsız olarak) soru önergesi verdi ve cevap bekleyerek gündem konusu yaptı.

Üç asırdan fazla birlikte yaşadığımız yaşamış toplumlarolarak, her yıl büyük bir coşku ile kutladığımız Mevlit Kandilimizin neşet ettiği (ilk olarak 1.100 yıl önce Afrika’da ilk mescidin kurulduğu Tunus – Quyarewan’da kutlanmıştır) ortak kültür ve değerlere sahip olduğumuz Tunus ile Türk toplumu ve kamuoyu olarak ne kadar ilgileniyoruz.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir