TÜRKİYE AFRİKA İLİŞKİLERİNE BAŞKA BİR PENCEREDEN BAKIŞ

 

2003 yılı başında Sn. Cumhurbaşkanımızın Başbakanlığı döneminde genelinde insani temalı

özelinde ise “kazan- kazan” esasına dayalı, “Özel Afrika” stratejisi uygulamaya alınmıştır. Bu

stratejinin bir parçası olarak, ekonomik sebeplerle gelişmiş batılı ülkeler, Afrika

politikalarında daralma ve münhasıran “insani yardım” konusunda kısıtlamaya gider iken,

Türkiye Afrika’ya verdiği özel önemin bir parçası olarak, verdiği özel önemi vurgularcasına 12

olan Büyükelçilik sayısını 2016 itibariyle 40 seviyesine ulaştırmış, yine aynı kapsamda THY’da

unutulmuş ihmal edilmiş kara kıtada, 69 ayrı noktaya uçuş düzenlemekle Afrika kıtasını

dünyaya açmıştır. Çok büyük bir çoğunluğunun Afrika’ya yönelik olduğunu bildiğimiz İnsani

yardımda da büyüklük olarak Türkiye Dünya’da (GSMH oranı itibari ile) 3. Ülke konumuna

ulaşmış bulunmaktadır.

Sn. Cumhurbaşkanımız sadece bu yıl içerisinde Afrika’ya gerçekleştirdiği ikinci ziyaret, Fas

hariç 54 ülkeden oluşan Afrika’da Doğu Afrika ve Batı Afrika olmak üzere iki bölümde 7 ülke

büyük işadamları heyeti eşliğinde ziyaret edilmiş, ikili ilişkiler pekiştirilmiş, birçok ikili anlaşma

imzalanmış, gerek TIKA aracılığı ile gerek ise STK’larımız aracılığı ile Sn. Cumhurbaşkanımızın

mahiyetinde insani yardım götürülmüştür. Sadece Somali’ye son 5 yıl içerisinde Sn.

Cumhurbaşkanımız 3. ziyaretini gerçekleştirmiş bulunmaktadır.

2003 den bu yana Sn. Cumhurbaşkanımız riyasetinde kurulan hükümetlerin uygulamaya

aldığı Afrika stratejisini diğer Batılı Afrika stratejilerinden ayıran temel unsur bu stratejinin

insani odaklı olması, Afrika’da kıta insanının insani değerlerini ön plana çıkarıp özel önem

vermesidir. Afrika’nın ilk defa karşılaştığı bu özel yaklaşım, bu duruma alışmamış olan kara

kıta da ve özellikle de Batı da çok büyük bir dikkat uyandırmıştır. Türkiye’nin uygulamakta

olduğu stratejinin çok yakından takip edilmesi ve her vesile ile Türkiye ile Afrika arasında bu

samimi yakınlaşmadan Batı’da duyulan rahatsızlık, huzursuzluk değişik vesile ve yaklaşımlarla

gündeme getirilmiştir. Sn. Cumhurbaşkanımızın bu ziyareti de Afrika’da yer alan batılı

kaynaklar tarafından görmezlikten gelinmeye çalışılmış olsa da, “Türkiye Afrika’dan ne

istiyor? Türkiye Somali’den ne istiyor? gibi başlıklarla makaleler yazılmıştır.

Burada asıl olan, Batının kendi geleneksel ve “kolonial” yaklaşımı dışında ortaya çıkan insani

odaklı yeni strateji “Afrika” da yeni bir uyanışa ve yeni bir açılıma da vesile olmuş olmasıdır.

Afrika’da bu uyanış ile kendi kimlik değerleri üzerine, kalkınma modelleri inşa etmeye

başlamış kendi insan gücünün ve bağımsız kalkınmanın “Türkiye Modelli” önemini çok iyi

anlmış ve diğer farklı batılı yaklaşımlardan net bir şekilde ayırt etmiştir. Bu sebepledir ki,

Kamerun gibi bir çok Afrika ülkesi Türkiye’yi kendiliğinden “Stratejik Partner” olarak ilan

etmiş ve kendi halklarını hükümetlerini kalkınmaya “Türkiye’yi Model” örnek göstererek

teşvik ve ikna etmiştir.

1.2 milyar nüfuslu, 500 milyar USD ithalat yapan kara kıta Afrika; giderek daralmakta olan

Batı ekonomileri açısından hem hammadde kaynağı, hem gelişen en büyük Pazar olarak

görülen Afrika’da bu değişim ve dönüşüm, özellikle önümüzdeki 2023 yılına kadar nüfusun 2

Milyara ithalatın da en az 2 Trilyon USD’a ulaşacak olması tahmini, “Afrika-Türkiye”

yakınlaşmasını Batı açısından çok daha kaygı duyulur hale dönüştürmüştür.

Türkiye gerek geçtiğimiz ay içerisinde İstanbul’da düzenlenen “İnsani Zirve” ile gerek ise 2014

yılında Sn. Cumhurbaşkanımızın önderliğinde gerçekleştirilen II. Türkiye-Afrika Zirvesi ile kara

kıtanın makus kaderini değiştirecek yegane model, yol ve yön gösterici olarak kabul

edilmekte, özellikle karşılıklı yararlılık ilkesine dayalı “Kazan-Kazan” yaklaşımı Afrika’da

tahminlerin ötesinde ilgi görmüş karşılık bulmuş durumdadır.

Bu yeni yaklaşım Türkiye’nin 2023 yılında 500 milyar USD ihracat stratejisi ve ihracata dayalı

kalkınmasını devam ettirme ve özel sektörümüzün gelişimi açısından da büyük önem

taşımaktadır. Sn. Cumhurbaşkanımızın bu ziyaretleri ise Türkiye-Afrika sürecinde temel

dönemeç taşlarını oluşturmakta Afrika’nın kendine olan güvenini ve kendi kabiliyeti ile

kalkınabileceği ümitlerini olgunlaştırmaktadır. Her ne kadar Batı da endişeleri derinleştirse

de; özellikle çok büyük bir yer ve zemin bulan Sn. Cumhurbaşkanımızın “Dünya 5 ten

büyüktür” söylemi ise, en kolay ve en yüksek seviyede Afrika’da kendisine anlam bulmuş,

ortak bir ifade haline dönüşmüş ve benimsenmiş bulunmaktadır. Bu da gelecekte daha adil,

daha insani odaklı çoğulcu katılımla BM’nin yeniden şekillendirilmesi açısından ümit

vadetmektedir.

Ömer Faruk DOĞAN

Büyükelçi




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir