Yapay zekaların akıllı savaşı

İnsansız Hava Araçları (İHA) Özelinde Türkiye’nin Yeni Güvenlik Yaklaşımı ve İdlib Operasyonu

Yapay zekâ teknolojisinin silah sistemlerine entegrasyonu, silahlı çatışmaların yapısını ve dinamiğini önemli ölçüde etkileyerek değiştirmektedir. Barut ve nükleer teknolojisinin ardından yapay zekanın silah sitemlerinde kullanılması, birçok uzman tarafından silahlı çatışmalarda radikal paradigma değişimi olarak değerlendirilmiş ve hatta bazı uzmanlar, silah endüstrisinin üçüncü devrimi olarak adlandırmıştır. Silah sistemlerinin otonomlaştırılması olarak da adlandırılan bu dönüşüm, silahlı çatışmalardaki insanın merkezi rolünü tedricen azaltarak stratejik üstünlük kurmak için önemli avantajlar sağlamaktadır. Küresel savunma sanayinin en büyük üreticilerinden ABD ve Çin gibi devletler, zirvedeki yerini korumak, aralarındaki rekabette geri kalmamak ve envanterindeki silahları bu teknolojiye uygun şekilde dönüştürmek amacıyla yoğun ar-ge faaliyeti yürüterek önemli yatırımlar yaptıkları bilinmektedir. Bölgenin en önemli askeri ve siyasi aktörlerden biri olan Türkiye, askeri alanda küresel ölçekli cereyan eden bu dönüşümde yerini almayı, stratejik bir hedef olarak belirlemiştir.  

Özellikle İsrail’le yaşanan İHA teslimat krizi sonrasında,yapay zekânın silah endüstrisinde kullanımı stratejik hedef olarak belirleyen Türkiye, yatırımları yoğunlaşmıştır. Bedelli askerliğin kalıcı hale gelmesi neticesinde elde edilenekonomik kaynakları, askeri teknolojisini geliştirmeye aktaran ülkemiz, bu teknolojilerle birlikte insana duyulan ihtiyacın azalma eğilimini öngörmesi, stratejik hedefiyle bağlantılı bütüncül bir bakışın tezahürüdür. Türkiye, yeni silah teknolojisine dönük uyguladığı strateji sayesinde, özellikle İHA’ların üretimi ve kullanım noktasında küresel rekabette önemli başarılar elde etmiştir. Silah sistemlerinin otonomlaştırılmasının bir örneğini teşkil eden İHA’lar, Türk ordusu tarafından yürütülen birçok farklı operasyonda etkinşekilde kullanılmıştır. Gerek sınır içinde gerekse sınır ötesinde Türkiye’nin terörist unsurlara karşı İHA kullanarak yürüttüğü operasyonlarda elde edilen başarılar bu alana yönelik yatırımların ne denli doğru olduğunun ispatı niteliğindedir.Son günlerde Suriye’nin İdlib bölgesinde yürütülen sınır ötesi operasyonlarda kullanılan İHA’ların teröristlere ve rejim unsurlarına karşı elde ettiği başarılar, dünya gündeminde geniş yer bulmuştur. Bu haberlerden bazıları şöyledir:

Forbes Dergisi “Türk İnsansız Hava Araçları ve Toplarıİdlib’deki Esad Güçlerini Yıkıma Uğratıyor” başlığıyla hazırladığı analizde, Türkiye’nin Çin’den sonra silahlandırılmış İHA üretiminde dünyada ikinci sırada olduğu, Rusya’nın operasyonel anlamda böyle bir güce sahip olmadığı ifade edilmektedir. Ayrıca Koral adlı sinyal karıştırıcı elektronik harp sistemin, İHA’ların sahadaki operasyon gücünü etkili şekilde artırarak, sahadaki kayıpları asgari düzeye indirdiği vurgulanmaktadır.

Jeruselam post Türk İHA’ları İdlib Çatışmalarını Kökten Değiştirdi” başlığıyla yapılan analiz, İdlib operasyonunda görev alan Türk İHA’larına ait operasyon görüntüleriüzerinden Türkiye’nin bu alandaki askeri gücü, son yılların ezber bozan gelişmesi olarak tanımlamaktadır. Hava savunma sistemleri vasıtasıyla kapatılmış hava sahasında Türk İHA’larının radarlara yakalanmadan operasyon kabiliyetinin kanıtlandığı vurgulanmaktadır. Ayrıca ABD ve İsrail’in yaptığı operasyonlarda İHA teknolojisi yaygın olarak kullanılmasına rağmen İdlib operasyonunda kullanılan Türk İHA’larının kullanım metodundaki özgünlüğün altı çizilmektedir.

France 24 “Türkiyenin İHA’ları Suriye’de Hayati Avantaj Sağlıyor” başlığı ile hazırladığı haberde, Türkiye’nin bu alan yönelik yıllardır yaptığı yatırımların karşılığını alarak, İHA kullanımında en deneyimli ülkelerden birine dönüştüğü ve ayrıca bu sistemlerin ihracatı üzerinden önemli gelirler elde etmeye başladığı ifade edilmektedir.

Alljazzire “Türk İnsansız Hava Araçları: İdlib’deki Oyun Değiştiricibaşlığıyla sahadaki kaynaklara ve Lübnan haber ajansılarına dayandırılan haberde, Türk İHA’ları, Suriye ve rejimin müttefik milis gücüne ait üst düzey yetkilileri nokta operasyonlarla başarılı şekilde etkisiz hale getirdiğibelirtilmektedir.

Almasdar Türk İHA’ları Suriye Askeri Hava Savunma Sistemlerini Tahrip Etti” başlığıyla yayınladığı haberde, Türk askerinin İdlib, Lazkiye ve Halep çevresinde yürüttüğü geniş çaplı operasyonlarda rejimin askeri unsurlarına çok ciddi zararlar verdiği ifade edilmektedir.

Sonuç olarak, bu gelişmeler dikkate alındığında IHA’ların etkin olarak kullanılmasıyla Türkiye’nin, silahlı terörörgütleriyle mücadele ve dış tehditlere karşı savunma konusunda yeni bir yaklaşım geliştirdiği söylenebilir. Bunagöre, dış tehditlere karşı savunmayı özellikle IHA teknolojisi vasıtasıyla sınır ötesinden başlatarak, tehdidin içeriye girmesini engellenmek öncelikli amacını oluşturmakta vesahadaki durum elverdiği ölçüde mümkünse sınır ötesinde tespit edildikten sonra yok edilmesi hedeflenmektedir. Bu kapsamda, sınırın içinde silahlı terör örgütü üyeleriyle karşılıklı münferit mücadeleler yerine sınır ötesindeki terör merkezlerini hedef alma kabiliyetinin geliştirilmesiistenmektedir. Ayrıca, içerideki terörle mücadelenin İçişleri Bakanlığı’na bağlı emniyet ve jandarma mensuplarına verilmesiyle, TSK’nın odak noktası, dış tehditlere karşı sınır ötesindeki mücadele olmuştur. Özetle, yeni güvenlik yaklaşımısayesinde, ülke içindeki silahlı terör mensuplarının dışarıyla bağlantısı kesilmiş ve faaliyetlerinde önemli ölçüde azalmalar olmuştur. Bir taraftan, Suriye sınırında TSK tarafından terör örgütlerine karşı yapılan Fırat Kalkanı-Zeytin Dalı-Barış Pınarı- Pençe ve Bahar Kalkanı harekâtlarıyla, güney sınırımızda oluşturulması planlanan terör koridoru yok edilmişken diğer taraftan içerideki silahlı terör örgütlerinin faaliyetleri de büyük ölçüde engellenmiştir. Son olarak yeni yaklaşımın daha etkili olabilmesi için, 8400 km denize kıyısı olan Türkiye, bu yaklaşımın Mavi Vatan ayağı mutlaka geliştirilmelidir. Çünkü Kuzey Irak, Kuzey Suriye ve İdlib, Hatay, Kıbrıs ve Libya aynı jeopolitik fay hattı üzerinde yeralan bölgelerdir ve bir bölgede meydana gelen değişim diğerini doğrudan etkilemektedir. Buradan hareketle, önümüzdeki süreçte Doğu Akdeniz ve Libya’daki gelişmeler dikkate alındığında, Türkiye’nin çıkarlarını sağlıklı bir şekilde müdafaa edebilmesi için yeni savunma yaklaşımında, aynı İHA’larda olduğu gibi deniz araçların yeni teknolojiye uygun dönüşümü sağlanarak denizlerdeki operasyon kabiliyetini geliştirmesi hayati öneme sahiptir ve Türkiye’nin bu alandaki çalışmaları hız kazanmalıdır.

Dumlupınar Üniversitesi

  Araştırma Görevlisi

    Ramazan Güreşci




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir